Güncel Başlıklar:
kürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gören - Refik Sebir

Unknown 3 Mart 2015 Salı 03:37

3 Mart 2015 Salı



Gören

Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek,
sevdanla şeneltilmiş
terk edilmiş bir göçebe çadırıdır gece.
Ay ışığı için açık kollarla
çekiyorum gecenin kokusunu içime
kokluyorum birini bekleyen
solgun bir çiçeği
kokluyorum ormanın buğusunu
ve gece esintisinde soyunan dalgalar,
gözlerinde bir aynanın içeriği
sonsuz sorular
ve zaman bir yankı.
Geleceğimi görüyorum,
hayatımı ve ölümümü görüyorum.
Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek.

(Uppsala, 1996)

Refîk Sebir

yorum | | Devamı...

Kürtlüğüm - Derweş M. Ferho

Unknown 21 Ocak 2015 Çarşamba 09:00

21 Ocak 2015 Çarşamba


Kürtlüğüm

Lâf ve şikâyet
Süslenmiş umutlarla
Bugünkü Kürt kaldım

Kendi savunmamla
Gözyaşı ve ricalarımla
Kürt ve ezik kaldım

Çığlık ve imdatla
Matem ve taziye ile
Çaresiz Kürt kaldım

Neden lâf ve şikâyet
Savunma yapayım
Ağlayarak ve yalvararak?

Neden haykırayım
Hawar edeyim
Yas ve taziyelere oturayım?

Neden böyle zavallı
Ezik ve çaresiz
Dilsiz ve sağır kalayım?

Derwêş M. Ferho (d.1961)
Çeviren: Metin Aksoy
yorum | | Devamı...

Kırık Mozaik - Hicri İzgören

Unknown 1 Ocak 2015 Perşembe 02:56

1 Ocak 2015 Perşembe



Kırık Mozaik

Kör bir kuyuda yitirdim suretimi belki bir yezidiyim
Bir ceylanın gözlerine akşam çökünce
Sanki yağlı kementler dolanıyor boynumda
Düşlerimde kanlı çocuk kundakları
Delik deşik ağtlar bin yıllık çıban
Eski bir yalan oluyor babil söylenceleri
Toprağa ateşe su ve rüzgâra
Kan damlıyor avestanın sayfalarından

       Her coğrafyaya bir renk işledim belki bir çingeneyim
       Kırlarda unuttum desem de düşlerimi
       Sönmedi o ateş hep yandı bedenimde
       Kondular beni kendine benzetemedi
       Her toprakta ölülerim var
       Atlaslar parçalar yüreğimi bu yüzden
       Ateşten bir ordudur bütün sınırlar

Ertelenmiş bir acıyım belki bir ermeniyim
Ziyaretçisi olmayan bir mezartaşı gibi
Hep tenha oldum nasibimi bilirim
Bütün replikler yanlış şifrelenmiştir
Yüzümün çizgilerinde durur rivayet
Her gün yeniden çarmuha gerilirim

       Bir sığınmayım sanki bu dünyada belki bir süryaniyim
       Eski bir çeşme gibi artık su akıtmayan
       Silmeye çalışmayın anıların izini
       İçinde yarım kalmış günlüklerimle
       Gümüş işlemeli bir sandık gibi kalayım öyle
       Varsın hüzün sözcüğü eşanlamlı tutulsun ömrümüzle
       Ben yine her gece kulağına fısıldarım taşların
       Yüzümü serin sularında yıkarım
       Dicle kirvem olur milattan beri .

A.Hicri İzgören

yorum | | Devamı...

Tepeye Dönüşen Dağ

Unknown 8 Aralık 2014 Pazartesi 05:42

8 Aralık 2014 Pazartesi


Tepeye Dönüşen Dağ

Bir vardı bir yoktu,
Küçük köyümüzün yamacında
Yüksek bir dağ vardı.
Bir ceylanın yolu düştü,
Ceylanın aşkından
Dağ yeşillendi.
Çiçeklerle bezendi,
Ceylan koynunda kaldı.
Bir gece vakti bir avcı geldi ve
Ceylan dağdan ayrıldı.
Sabah köy uyandığında,
O yüksek dağ
Ceylanını yitirmekten
Küçük bir tepe olmuştu.
Ah köylüler!
O yüksek dağ bendim!
O ceylan da yârimdi!

Mueyed Teyib
yorum | | Devamı...

Hemin Mukriyani - Şiir //...

Unknown 3 Aralık 2014 Çarşamba 06:52

3 Aralık 2014 Çarşamba


***

O delikanlı ki henüz randevulara açıktır yolu
İlginçtir, çok ilginçtir ki bağımlısı olur meyin

O kimse ki kovalanmadıysa orda burda
O delikanlı ki öpücük alabiliyorsa kızlardan

O delikanlı ki düğünün en güzeliyle halay çekiyorsa
Buraya geldiğinde niçin kovulmasın meyhaneden?!

O kimse ki “eli memeleri okşuyorsa”
O kimse ki “yüreğinin arzusu oluyorsa”

O kimse ki sıkıyorsa kızların avucunu bazen
O kimse ki eli yarin sinesine uzanıyorsa

O kimse ki öpüyorsa yanağı dudağı
O kimse ki sürüklemiyorsa onu yazgı

O kimse ki emiyorsa sinenin terini
Küfürdür tek damlası şarabın sunarlarsa eğer ona

O kimse ki mutlu ve güzel yaşamışsa
Hiç çekmemişse evsizliği sokakta uyumayı

Biri beklediyse hep onu evde
Bir evin kapısı açıldıysa hep ona

Bir sevgili dinlediyse onun sırrını
Bir nazlı çekmişse onun nazını

O kimseye yer yoktur meyhanede
Niye yarasın bade şarap o kimseye?


Hêmin Mukriyani
yorum | | Devamı...

Bâlâ (Yüksek) - Şerko Bekes

Unknown 2 Aralık 2014 Salı 15:52

2 Aralık 2014 Salı


Bâlâ (Yüksek)

Yükseklerde bir acıyım,
Sadece sükûnetle
Bir başka acının omuzlarına bindiğimde
Yara... nerede olursa görürüm
Sefil... görür beni nerede olursam.

Şêrko Bêkes

yorum | | Devamı...

İnsan beyninde yuvalanan karanlık; parçalanmadan, güneşin doğması neye yarar?

Unknown 6 Ağustos 2014 Çarşamba 06:33

6 Ağustos 2014 Çarşamba


İnsan beyninde yuvalanan karanlık; parçalanmadan,
güneşin doğması neye yarar?

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Kürtçe eğitimde tek rakibimiz ODTÜ

Unknown 19 Ağustos 2013 Pazartesi 21:03

19 Ağustos 2013 Pazartesi



 'Kürtçe eğitimde tek rakibimiz ODTÜ'
Mardin Artuklu, Muş Alparslan ve Bingöl Üniversitesinde, taban puan yüksek olmasına rağmen Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinde kontenjanlar doldu

Bu yıl 673 bin öğrencinin yerleştiği üniversite tercihlerinde en dikkati çeken bölüm Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin yerleştirme puanının üzerine çıkan Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü oldu.
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından 3 üniversitenin Kürtçe bölümleri için ayrılan kontenjanlar tamamen doldu. 3 üniversitede yaklaşık 125 kişi, Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okumaya hak kazanırken, üniversiteler ise gelecek yıl kontenjanı iki katına çıkarmak için YÖK'e başvurmayı planlıyor.
'ÇÖZÜM SÜRECİYLE İLGİLİ'
Kürtçe'nin revaçta olmasını çözüm sürecine bağlayan akademisyenler yoğun talep, sınırlı kontenjan nedeniyle taban puanın arttığına dikkati çekiyor.
Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne yönelik talebi değerlendiren MAÜ Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, üç yıldır Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Kırmançça ve Zazaca eğitim verildiğini, bu yıl da kontenjanın tamamen dolduğunu söyledi.
'TABAN PUANDA RAKİBİMİZ ODTÜ'
"Kürtçe eğitimde taban puanda rakibimiz ODTÜ'nün İngilizce eğitim veren bölümleridir" diyen Prof. Dr. Yıldırım, MAÜ Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü tercih eden öğrencilerin ODTÜ'nün İngilizce eğitim veren bölümlerine çok rahat girebilecek bir puana sahip olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Yıldırım, paydaşları olan üniversiteler ile aralarında yaklaşık 60 puan fark bulunduğuna dikkati çekerek, "Önümüzdeki yüzyıl Kürtçe yüzyılı olacak. Yakından tanık oluyoruz ki Kürt diline çok büyük bir teveccüh ve sahiplenme var. Yakın bir zamanda Kürtçe çok popüler bir dil haline gelecek. Önemli olan bu talebe nitelik ve nicelik olarak uygun altyapıyı hazırlayarak gerekli cevabı vermektir" dedi.
yorum | | Devamı...

Cegerxwin - Gül Alışverişi

Unknown 7 Ağustos 2013 Çarşamba 10:45

7 Ağustos 2013 Çarşamba



 Gül Alışverişi

Uykudan uyandığımda bir gül taciri gördüm,
Gülü yüreğe değiştirdiğine çok sevindim,
Gülü yüreğe değiştiriyordu.
Sayrılık ve yara dolu bir yüreğimiz vardı,
Önce inanmadım gülü yüreğe değiştirdiğine.
Gülü yüreğe değiştirdi.
Pazarlık yaptık, dedi ki: takas etmem.
Güle tapıyorsan canı ve yüreği de verirsin üstüne.
Canını ve yüreğini de verirsin.
Dedim ki, kim değişir canını ve yüreğini bu gülle?
Pazarlık budur, dedi. Yaralı yüreği veriyorsun.
Yüreğin yaralı.
Canımı ve yüreğimi verdim, seslendi yüreğim:
Dedi ki: “Ey Cegerxwîn, değiştirdin yüreğini bir gülle.
Bir gülle değiştirdin yüreğini.

Cegerxwîn (1903-1984)
Kürtçe’den çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Cegerxwin - Bülbül



Bülbül

Kapıma geldiğinde bakmadım yüzüne
Gittiğinde yüreğim de gitti peşinden
O kara gözler, o pembe yanaklar nerede
O rayiha, o yüzdeki renk nerede
Seslendi bana sevdiğim: ey çılgın bülbül
Niçin ağlayıp figan edersin
Ovaları ve dağları kokusuyla güzelleştiren
Sevdiğin burada işte, gözün önünde
Ey bülbül artık biliyorsun kim olduğumu
Özgürsün hep, tutsağım ben
Çıktım dinden imandan, yurtsuzum, yuvasızım,
Adım Cegerxwîn, bir Kürt genciyim.
Cegerxwîn (1903-1984)
Kürtçe’den çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

AntiTOMAkratik gençlik kampı

Unknown 4 Ağustos 2013 Pazar 09:25

4 Ağustos 2013 Pazar


Gençler kızlı-erkekli kampa gidiyor. Akit gazetesi tarafından böyle “eleştirilen” ve sosyal medyada öfkeye yol açan haberle bir kez daha gündeme gelen Gençlik Kampının hazırlıkları devam ediyor. Bu yıl 11’incisi düzenlenecek olan kampın “gerçeklerini”, deneyimlerini ve hedeflerini komite üyelerinden Gamze Erk ve Eren Yurt’la konuşuyoruz.    
İlki 1998 yılında Bergama’da düzenlenen gençlik yaz kampı bu yıl 16-25 Ağustos tarihleri arasında Dikili’de düzenleniyor. “Barış Yoksa Gelecek de Yok” ve “Doğaya, Bilime, İnsanlığa Özgürlük” temasıyla Dikili’de bir araya gelecek olan gençler kampta; güneşi, denizi, ekmeği ve geleceği paylaşmayı planlıyor. Bu yılki kampa Gezi direnişi damgasını vuracak. Çünkü özgürlük ve demokrasi isteyen Türkiye gençliği, Gezi direnişinin en ön saflarında yer aldı. Yurt çapında sokaklara çıkan gençler, kampta Gezi direnişinde edindikleri deneyimleri forumlarda ve atölyelerde diğer illerden gelen arkadaşlarıyla paylaşacak ve tartışacak.
GEZİ’DE PAYLAŞTIK
Gezi direnişi sırasında park içinde kurulan kolektif yaşam, toplumun çeşitli kesimlerine ayrı bir yaşam kültürünün yaratılabileceğini gösterdi. Parkta yemek ve sağlık gibi temel ihtiyaçların ücretsiz sağlanması, parkın güvenliği ve temizliği park sakinleri tarafından organize edilmesi bu kolektif yaşamın oluşmasına katkı sağladı. Bununla birlikte Gezi Parkı’nda her milliyetten insanın eşitlik ve özgürlük talepleri etrafında buluşması başka bir dünya mümkün duygusunu güçlendirdi. Tüm bu özellikler, Gezi Parkı direnişi sırasında toplumun geniş kesimleri tarafından fark edilse de Evrensel Kültür Merkezi’nin düzenlediği gençlik yaz kamplarının yaşam uygulamalarıydı. Eren Yurt bu konuda şunları söylüyor: “Gençliğin bencil olduğu, yardımlaşmadan dayanışmadan anlamadığı söylenirdi. Alanlar açıldığında gençlik böyle olmadığını gösterdi. Biz küçük çapta da olsa ‘98 yılından bu yana düzenlediğimiz kamplarda temizlikten tutun da güvenliğin sağlanmasına ve daha bir çok işi kamp katılımcılarıyla birlikte yapıyoruz. Gezi Parkı içinde kurulan yaşama da bu sayede yabancılık çekmedik. Gezi’de, kamplarda edindiğimiz deneyimlerimizi diğer arkadaşlarımızla paylaştık.”
GENÇLİKTEN KORKUYORLAR
Kampın, Gezi Parkı direnişinin ertesinde olması, gençliğin mücadele deneyimlerini kampta tartışacak olması kamp başlamadan belli kesimleri rahatsız etmeye başladı. İktidara yakınlığıyla bilinen Akit gazetesi, ırkçı ve cinsiyetçi söylemlerle gençlik kampını karalama kampanyası başlattı. Gamze Erk, kampa yönelik Akit’in ‘iddialarının’, Gezi direnişi ile birlikte büyüyen gençliğin gelecek özlemlerinden kaynaklandığını söylüyor. Türk, Kürt, Ermeni ve Arap gençlerin parasız, bilimsel, demokratik ve ana dilde bir eğitim mücadelesi için yan yana gelmesinin bu çevreleri korkuttuğunu dile getiren Erk, TOMA’ların kovalamayacağı, biber gazıyla müdahale edilmeyeceği antiTOMAkratik bir gençlik kampını birlikte örgütleyeceklerini ifade ediyor.
SANAT ESERİNİ HEP BİRLİKTE YAPARAK AYRILIYORUZ
Kamplara katılan gençler birçok deneyimle kamp alanından ayrılıyor. Kampa ilk defa gelenler daha önce karşılaşmadığı şeylerle karşılaşıyor. Kampın gençlere kazandırdıklarını Gamze Erk şöyle özetliyor: “Doğu’dan, Karadeniz’den ve Ege’den gelen gençlerin ortak bir paydada buluşabileceğini görüyor. Dökülen kanlara inat barışın sesini yükseldiğini. Herkesin birbirini dinlediği ve paylaştığı bir dünya oluşturuluyor kamp alanında. Guernica heykelini toplu yapıyoruz mesela. Kampa katılan bir genç orada sadece bir parçasını yapıyor ama daha sonra kolektif bir çalışmayla bir sanat eserinin nasıl tamamlandığını görüyor.”
ÇAPULCU ATÖLYESİ
Kampta dikkat çeken atölyelerden biri de Çapulcu Atölyesi. Gezi direnişindeki yaratıcı sloganlar ve mizah  çok dikkat çekmişti. Çapulcu Atölyesi de yaratıcı fikirlerin canlandığı, üretildiği bir atölye olacak. Çapulcu Atölyesi’nde ayrıca çevre mücadelesine dair çalışmalar da yürütülecek. Bu çerçevede suyun metalaşması üzerine Boğaziçi Üniversitesinden Akademisyen Gaye Yılmaz kampta bir sunum yapacak.
ATÖLYELER
Özgür Yazılım ve Linux Atölyesi Sinema Atölyesi Ritim Atölyesi Gazete-Televizyon Atölyesi Politik İktisat Atölyesi Resim Tarihi ve Politika Atölyesi Edebiyat Atölyesi Tiyatro Atölyesi Fotoğraf, Sanat ve Siyaset Atölyesi Kadın Çalışmaları Atölyesi Yaratıcı Drama Atölyesi Kürt Edebiyatı Atölyesi
KONSERLER
Vomank Denge Dinan Yel Değirmeni Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Eko-Şow Grubu Ceylan Ertem Haluk Tolga İlhan-Abdal
İsmail Afacan
evrensel
yorum | | Devamı...

Klasik Kürt Edebiyatı

Unknown 23 Temmuz 2013 Salı 04:33

23 Temmuz 2013 Salı



Klasik Kürt Edebiyatı
Fehim Işık
Hala bile Kürtlerin varlığı ya da Kürt dili üzerine konuşulduğunda, birileri kalkıp “Hani Kürtlerin dili? Hani edebiyatları, tarihleri?” diyebiliyor. Kuşkusuz bu yazının amacı, Kürtlerin varlığını, dilini ve edebiyatını birilerine ispat etmek değil. Üstelik bu gerekli de değil. Zaten bunların neredeyse tümü akademik bir bakış açısına da sahip değiller. Konuyu araştırmadan, tamamen siyasal bir gözle değerlendiriyorlar. Eğer tarihin yorumlanmasında, edebiyat araştırmalarında, dilbiliminde bilimsel kıstaslar esas alınırsa görülür ki Kürtlerin de en az diğer halklar kadar köklü bir edebiyat geçmişi ve bir o kadar da edebi eserleri, klasik yazarları vardır.
Bir diğer belirtilmesi gereken konu da şu. Her ne kadar Kürt olmayan birilerinin bilim dışı bakış açılarını eleştiriyorsak bile şunu da reddetmiyoruz. Evet, ağırlıkla son yüzyılda olmak üzere Kürtler üzerine yapılan araştırmaların neredeyse tümünün öncüsü, yürütücüsü yabancılar. Kürt dilini ilk araştıran, elyazmalarını bulan, tarihsel ve edebi belgeleri ilk yayımlayan Alexander Jaba, Albert Socin, Bazil Nikitin, M. B. Rudenko ve Minorski gibi bilim adamları, akademisyenler, araştırmacılar... Elbet unutmamak gerekir ki son yüzyılın dünyadaki en mağdur halkı da Kürtler. Bu nedenledir ki Kürtleri bizzat kendileri değil, daha çok başkaları araştırmış. Bu, Kürt araştırmacı ve akademisyenlerin olmadığı, hiçbir şey yapmadıkları anlamına gelmiyor. Kürtler arasında da birçok değerli çalışmaya imza atmış Mehmet Emin Bozarslan, Ekrem Mayî, Malmisanij, Mehmet Bayrak gibi değerli araştırmacılar var.
Dilin klasik edebiyat üzerindeki etkileri
Bilindiği gibi klasik edebiyat, edebiyatın üreticisi halkın konuştuğu dil ile yakından ilintilidir. Edebiyat, dil ile korunur, gelişir. Kürt edebiyatı da bu bakış açısından farklı değerlendirilemez.
Bugün daha net biliyoruz ki klasik Kürt edebiyatının kökeni günümüzden en az bin yıl öncesine uzanıyor. Konuyla ilgili farklı değerlendirmeler olsa bile, klasik Kürt eserlerinin dili bugün bile büyük çoğunlukla anlaşılır durumda.
Klasik edebiyat eserlerindeki dilin anlaşılır olmasını bazı araştırmacılar dilin durağanlığına ve bu nedenle gelişim periyodunun giderek gerilemesine bağlıyor. Kanımca bu tek başına açıklayıcı değil. Kürtler bugün bile klasik eserlerinin önemli çoğunluğunu anlayabiliyorlar ise bu daha çok onların binlerce yıldır aynı topraklar üzerinde yerleşik olmalarından kaynaklanıyor. Şurası da bir gerçek ki nedeni ne olursa olsun bugün bile klasik Kürt dilinin anlaşılır olması ve giderek modern Kürt yazarlarının klasik eserlerin dilini kendi ürünlerine taşıması, Kürtlere dil ve edebiyat alanında ciddi olanaklar yaratmıştır.
Klasik edebiyatın kökeni
Kürt klasik edebiyatının kökeni, Kürtçe yazılı ilk eser üzerine araştırmacılar arasında farklı bakış açıları var. Bölgede çalışmalar yapan Erzurum Konsolosu Alexander Jaba’ya göre klasik Kürt edebiyatının ilk yazarı şair Elî Herîrî’dir. Jaba’nın dediklerinden farklı olarak Baba Tahîrê Hemedanî’yi ilk klasik yazar olarak kabul edenler var. Kürt araştırmacı Enver Mayî ise Îbn Xelîkan’ın ilk klasik Kürt yazarı olduğunu yazar.
Günümüzde araştırmacıların elinde Îbn Xelîkan’a ait yazılı bir Kürtçe eser yok. Öte yandan Îbn Xelîkan ile Baba Tahîrê Hemedanî, aynı dönemde yaşamış Kürtler. Minorski’nin ebced hesabına göre Baba Tahîr 938 ile 1010 yılları arasında, Îbn Xelîkan ise doğum tarihi bilinmemekle birlikte 1020 yılına kadar yaşamış. Elî Herîrî, her iki Kürt klasik yazarından daha sonraki yıllarda, 1010 ile 1078 yılları arasında yaşayan ve eserlerinin bir kısmı günümüze kadar ulaşmış bir Kürt şairi. Baba Tahîr’in de Hz. Muhammed’i metheden Gorî lehçesi ile yazılmış şiirlerinden bir kısmı günümüze kadar ulaşmayı başarabilmiş.
Baba Tahîrê Uryan olarak da bilinen Baba Tahirê Hemedanî, adından da anlaşıldığı gibi İran Kürdistanı bölgesinin Hemedan kentinden. İslam Ansiklopedisinde yer alan anlatıma göre Baba Tahîr, “uryan” lakabını bu kentteki Hemedan medresesinde alıyor. “Veli” mertebesine ulaşmak için soğuk bir günün gecesinde çıplak olarak suya giren Baba Tahîr, sabah kalktığında “akşam yatarken yarım Kürt’tüm. / Sabah uyandım Arap’ım.” anlamına gelen dizeleri ile ancak dönemin egemen dili ile “veli” olunabileceğini de anlatıyor. Bilindiği gibi “uryan” Arapça bir sözcük olup “çıplak” anlamında kullanılıyor. Öte yandan gırtlak ağırlıklı konuşan halkların böğürürken”, “ure ur” biçiminde sesler çıkardığını ve Baba Tahîr’in sürekli Allah’a yakardığı, yakarışlarını “böğürerek” yaptığı için de “uryan” lakabını aldığını belirten araştırmacılar var. Hangisi olursa olsun, kesin olan şu: Baba Tahîr şiirinde ifade ettiği gibi Kürt ve bir kısım eserini, özellikle de Peygamber’e methiyelerini, Prokürtçe denilen Gorî lehçesi ile kaleme almış.
Elî Herîri, Şemdinli ilçesine bağlı Herîr köyünde dünyaya gelmiş. Kürtçe kaleme alınan bir divanının olduğu biliniyor. Ancak bu divanın tümü araştırmacıların elinde mevcut değil. İlk kez  1887 yılında Albert Socin, Herîrî’nin bir şiirine eserinde yer vermiş. Sadiq Bahadîn ise 1980 yılında yayınladığı “Hozanêt Kurd / Kürt Şairleri” adlı eserinde Herîrî’ye ait bir divandan söz ederek bu divandaki birkaç şiire kitabında yer vermiş. Ayrıca M. B. Rudenko’dan da biliyoruz ki Elî Herîrî’nin el yazmalarından bir kısmı Şaltikov-Şedrin’de Lenîngrad Kütüphanesindedir.
Kürt klasik yazarları
Alexander Jaba kitabında 8 Kürt şairinden söz ediyor. Jaba’nın sözünü ettiği şairler şunlar: Elî Herîrî (1010-1078), Melayê Cizîrî (12. veya 15-16. yüzyıl), Feqiyê Teyran (1307-1375 ya da 1590-1660), Melayê Batê (1417-1491), Ehmedê Xanî (1650-1706), Îsmaîlê Bazîdî (1654-1709), Şeref Xanê Hekarî (1682-1748), Murad Xanê Bazîdî (1736-1778).
Jaba’nın yanı sıra Kürt dilinin miri Celadet Bedirxan da, 1930’lı yıllarda Latin alfabesi ile yayınlanan ilk Kürt dergisi Hawar’ın 33. sayısında, Herekol Azîzan mahlası ile kaleme aldığı yazısında Soranca ve Kurmanca yazan Kürt klasik yazarlarından söz ediyor. Celadet Bedirxan, bu yazarların yaşam öykülerine ve eserlerine de bu yazısında kısaca yer veriyor. Celadet Bedirxan’ın makalesinde adları verilen Kürt klasik yazarları arasında eserlerini Soranca lehçesinde kaleme alan Nalî, Hecî Qadirê Koyî, Şêx Riza Telebanî ile eserlerini Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde kaleme alan Axayê Bidarî, Siyahpûş, Axayok, Mewlana Xalid, Mele Yehyayê Mizûrî, Mele Xelîlê Sêrtî, Şêx Ebdilqadirê Geylanî, Hecî Fetahê Hezroyî, Şêx Mihemedê Hedî, Şêx Evdirehmanê Taxê, Şêx Nureddînê Birîfkî, Şêx Evdirehmanê Axtepî, Mela Unisê Erqetînî ve Melayê Erwasê var.
Mele Xelîlê Sêrtî Nehcel Enam adlı eserin yazarıdır. Şêx Evdirehmanê Axtepî’nin ikisi Kürtçe, ikisi Arapça dört divanı vardır. Şêx Evdirehmanê Axtepî Dîwana Rûhî ve Rewdneîm adlı Kürtçe eserlerin yanı sıra “Kîtabû Keşfîz’zelam” ve “Kîtab-ûl Ebrîz” adlı kitapları kaleme alırken, Celadet Bedirxan’ın belirttiğine göre Mele Unisê Erqetinî Kürtçe gramer kitabı, Melayê Erwasê ise bir Kürtçe tıp kitabı yazmış.
Klasik Kürt yazarları arasında Goranice eserler yazanlar da var. Ehmedê Textî, Şêx Mistefayê Beseranî (1641-1702), Xanay Qubadî (1700-1759), Feqî Qadirî Hemewend, Mewlana Xalid (1777-1826) ile Mahzûnî Kürtçe’nin Goranî lehçesinde kitap yazan klasik edebiyatçılar...  Xanay Qubadî’nin Şîrîn û Xusrew kitabı ile Mewlana Xalid’in Kürtçe divanı, 20. yüzyılın başlarında, İstanbul’da da dönemin aydın ve yazarları tarafından basılmış
Selîm Silêman (16-17. Yüzyıl), Leyl û Mecnûn adlı manzum eseri kaleme alan klasik Kürt edebiyatçısıdır. Xaris Bêdlîsî (1758), Pertew Begê Hekari ve Alî Teremoxî de Kürtçe kaleme aldıkları eserlerle Kürt kütüphanesini zenginleştiren klasik yazarlar arasında saygın yerlerini almışlar.
Elbet klasik Kürt yazarları arasında sadece erkekler yer almıyor. Daha 47 yaşında iken yaşamını yitiren ve Mestûre Xanim adı ile bilinen Mah Şeref Erdelanî (1800-1847) ile Sirre Xanima Amedî (1814-1865) ve Mîhrîbana Berwarî (1814-1865) de Kürtçe eserleri günümüze ulaşan ilk Kürt kadın yazarlarıdır.
Kaynakça
1. Antolojiya Helbestvanên Kurd, Derleyen A. Bali, Pelê Sor Yayınları, İstanbul, 1992.
2. Geçmişten Bugüne Kürtler ve Kürdistan, Kemal Burkay, Deng Yayınları, İstanbul, 1992.
3. Hayat Hikayem, Cegerxwîn, Evrensel Yayınları, İstanbul, 2003.
4. Mem û Zîn, Ehmedê Xani, çeviren M. Emîn Bozarslan, Deng Yayınları, İstanbul, 1996.
5. Rewdneim, Şêx Evdirehmanê Axtepî, Yayına Hazırlayan: Zeynel Abidîn Zinar, Stockholm, 1991.
6. Tarîxa Edebyata Kurdî, Prof. Qanatê Kurdo, Öz-Ge Yayınları, Ankara, 1992
yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *