Güncel Başlıklar:
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Babamın Ölüsü

Unknown 10 Mart 2015 Salı 10:04

10 Mart 2015 Salı


Yaranın acısı geçer de, acının yarası bir ömür boyu kapanmaz. Ozan Deniz Sarıtop


Babamın Ölüsü

başımız sağolsun Kani Amca
ömrümüzden bir gün daha eksildi.

dün'ün yüz görümlük sevinci
bugün'ün ağır aksak hüzün karası.
yürüyoruz, sesimizin soluğumuzla birleştiği yerde
dünyaya açan  her sözcük, anlamı teğet geçiyor
kızıl bir şaşkınlık mağlubiyetidir yitirdiklerimiz
yürüyoruz, yitirdiklerimizin peşinden
bir kez daha başımız sağolsun Kani Amca.

acının tuhaf bir serzenişi var Kani Amca
acının tuhaf bir yarası var.
acı çeken iki dünya arasında bir salıncakta
kendi kaderiyle baş başa,
sallanır durur.

acının tuhaf bir iklimi var Kani Amca.

Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Sanık - Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 27 Ocak 2015 Salı 17:55

27 Ocak 2015 Salı


Sanık

En son sözü şiir söyleyecekti
Şayet öldürülmeseydi şair...

Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Kırık Mozaik - Hicri İzgören

Unknown 1 Ocak 2015 Perşembe 02:56

1 Ocak 2015 Perşembe



Kırık Mozaik

Kör bir kuyuda yitirdim suretimi belki bir yezidiyim
Bir ceylanın gözlerine akşam çökünce
Sanki yağlı kementler dolanıyor boynumda
Düşlerimde kanlı çocuk kundakları
Delik deşik ağtlar bin yıllık çıban
Eski bir yalan oluyor babil söylenceleri
Toprağa ateşe su ve rüzgâra
Kan damlıyor avestanın sayfalarından

       Her coğrafyaya bir renk işledim belki bir çingeneyim
       Kırlarda unuttum desem de düşlerimi
       Sönmedi o ateş hep yandı bedenimde
       Kondular beni kendine benzetemedi
       Her toprakta ölülerim var
       Atlaslar parçalar yüreğimi bu yüzden
       Ateşten bir ordudur bütün sınırlar

Ertelenmiş bir acıyım belki bir ermeniyim
Ziyaretçisi olmayan bir mezartaşı gibi
Hep tenha oldum nasibimi bilirim
Bütün replikler yanlış şifrelenmiştir
Yüzümün çizgilerinde durur rivayet
Her gün yeniden çarmuha gerilirim

       Bir sığınmayım sanki bu dünyada belki bir süryaniyim
       Eski bir çeşme gibi artık su akıtmayan
       Silmeye çalışmayın anıların izini
       İçinde yarım kalmış günlüklerimle
       Gümüş işlemeli bir sandık gibi kalayım öyle
       Varsın hüzün sözcüğü eşanlamlı tutulsun ömrümüzle
       Ben yine her gece kulağına fısıldarım taşların
       Yüzümü serin sularında yıkarım
       Dicle kirvem olur milattan beri .

A.Hicri İzgören

yorum | | Devamı...

Gözlerinin sükûnetinde susmuş, sana birikiyorum. Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 30 Aralık 2014 Salı 16:02

30 Aralık 2014 Salı



Gözlerinin sükûnetinde susmuş,
Sana birikiyorum...

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

İnzivadaki Sofu - Ahmede Xane


 İnzivadaki Sofu

İnzivadaki sofu fikrinin prangalı tutsağıdır
Kervan sahibi kişi mangır mangalı tutsağıdır
Dilberin aşığı varsa, maşukun ilgisine bağlıdır.
Bilesin ki şüphesiz herkes işine dert ortağıdır.

Emeksiz kimseden bekleme! ödün yahut himmeti
Gayesiz kimse çekmez başkası için zahmeti
Yok hiç kimse, yükünü ücretsiz taşıyan
Ancak İsa'dır fikrinin tutsağı, bedel arayıp sormayan.

Uyanık ol ki ömrünü boşuna etme telef
Çünkü fayda etmez ne mal, hazine, çocuk ne de halef
Hıdır ve yetimlerin duvar macerası masal oldu
Bu zamanda ise kendi duvarının mimarı olmak yasal oldu

Görmelisin savaş çıktığında
Şayet tedbir, iltifat ve maişet olmadığında
Ok atan savaşçı bedeva can vermeme siperindedir
Komutanın emir komuta erki, önderindedir.

Ey Xanî! Ömrünü tüketme boş ve bilinçsiz
Ey çok hevesli! Talebin yok ki paydan kalmışsın nasipsiz.
Yüce sanatkarın hiç kimseye yoktur ihtiyacı
Oncak çalışanadır onun lütfü, iyiliği ve ilacı.

Ehmedê Xanî

yorum | | Devamı...

Yaşasın Özgürlük - Cigerxwin

Unknown 28 Aralık 2014 Pazar 23:39

28 Aralık 2014 Pazar


Yaşasın Özgürlük

İşte o zorbalık ve sömürü bize
Arap, türk ve farslardan gelir.
Ne zamana deĝin bizi böyle ezecekler?
Üstümüze kral ve padişah kesilecekler?
Ne kan içici ne de vahşiyiz
Onlar gibi biz de insanız
Kahrolsun kölelik
Yaşasın özgürlük

Cigerxwin
yorum | | Devamı...

Pol Robson Yoldaş

Unknown 12 Aralık 2014 Cuma 10:22

12 Aralık 2014 Cuma

 
Pol Robson Yoldaş

Ey Robson yoldaş, büyük ozan,
Barışın koruyucusu, bilge insan!
Bilinçli, yol bilen, Dallas düşmanı
Suların üstünden, dağların üzerinden,
Senin siyah rengin gözlerimizin önünde,
Güzel sesinin ahengi hâlâ kulaklarımızda.
Bize heyecan verir haksızlığa karşı mücadelen,
İnsanlık içindir haklı kavgan!
Korkuttun ağa ve derebeyleri,
Para babalarının yüreğini hoplatan,
Nasıl da uyandı kara derili insan!
El ele tutuşarak başkaldırdılar...
Makarti gibi Dallas'ı da korkuttular.
Birçok taçla taht sürüklendi ayaklar altında,
Kıstırıp kuyruklarını sermaye sahipleri
Koşuyorlar, titriyorlar, toplanıp kaçıyorlar
Meydanlardan!...

Ey Robson yoldaş!
Yalnız kara derili insanlar değil boyundurukta olan,
Beyaz deriliyiz ne fark eder, kalmışız biz de perişan:
Mazlum, biçare, bilgisiz, kara bahtlı çilekeşiz,
Aç ve çıplak, hasta ve açlıktan çöpe dönmüşüz
Nedir günahımız, suçumuz, sebepsiz birer mahkûmuz.
Düşte boyunduruğa Kürtler Araplar,
Zinciler, Hintliler ve tüm perişan insanlar.
Düzen, düzen!...
Vahşilerin düzeni eğri düzen,
Faşist düzendir bizleri hep ezen!
Sermayedarla biz köle yaptılar!
Çaresiz koyarak aldılar yük altına.
İnsanlık adına perişan olduk.

Ey Robson yoldaş!
Benimle senin derdin dertlerin en ağırı,
Egemenlik başlayalı dünyada
Kimi insanlar derebeyi, hanedan oldular,
Kimisi de yoksul, perişan, boyundurukta.
Marks ile Engels dertlerimize derman oldu,
İki bilge insan işçi sınıfına önder oldu.
Onlar ki ölümsüzdürler, biz yol gösterdiler,
Onların yolunda kavga verilince uyandı işçiler.
Gün doğdu... Gün doğdu,
Doğu boyunduruktan kurtuldu,
Kızıl güneş, sarı güneş
Çıktı yola Moskova'dan,
Serpti ışığını Balkanlara,
Almanya'dan uzandı ta Çin'e,
Büyük Çin, güzel güçlü Çin
Şavkını vurdu doğunun Hindine
Dağıldı, yayıldı dünyanın tümüne.

Ey Robson yoldaş!
Uyandı köylüler, işçiler, emekçiler,
El ele tutuşup kalktılar tüm ezilenler.
Tanklarıyla, toplarıyla gidiyorlar savaşa,
Yükseldi sesleri, her yerden haykırıyorlar,
Onlar eşitlik, barış, özgürlük istiyorlar.
Onlar artık kaçmıyor, kaçmayacaklar!...
Şimdi artık düşman kaçıyor, korkudan ölecekler!
Zenciler, beyazlar ve dünyada ezilenler
Oldular arkadaş, oldular candan yoldaş.
Egemenlerin zulmü kalkıyor yavaş yavaş.
Kaçıyor her yerden soylu hanedanlar,
Onların malları kendi başlarına bela!
Tarih zulümleriyle birlikte saplandı göğüslerine,
Gözlerine vurdu ve de acımasız yüreklerine
Çalı ve dikenler doldu, taş yüreklerine.
Yeniliyorlar, kaçışıyorlar savaş alanlarında.
Durmayın, kovalayın, bırakmayın onların peşini.

Ey Robson yoldaş!
Herkesin insanca yaşadığı bir dünya,
Cennet gibi köy ve şehirler, tüm olanaklar
Açılsın herkese eşitlik kapıları,
Okuyan bilimci, söyleyen ozanla dolsun dünya.
Yüce köşklerle güzel bahçeli evlerde
Yaşasınlar, dolaşsınlar gönüllerince
Akan suların, cıvıldayan kuşların arasında.
Göğe uzanan yüce zirvelerden süzülen
Güneş ışınları altında mutlu, umutlu
Yaşasın herkes özgürce...

Ey Robson yoldaş!
Buyrun gidelim, serbestçe dolaşalım,
Birlikte okuyup, birlikte görelim, soralım,
Zorbaların olmadığı bir dünyada kimden korkulsun?
Sınırlar kalkınca ne edelim pasaportu!
Kız, kızan, gönülleri hoş birer ozan!
Buradan kahvaltı edelim bal ile,
Moskova'da öğle, Çin'de ikindi yemeğiyle;
New York'ta akşam, Londra'da geceyle.
Siyah derililer ile beyaz derililer kirve olalım,
Beraber kanatlanalım uçalım Merih gezegenine
Şirin ve Zeliha ile el ele tutuşalım.
Yanağında bir öpücükle seni emzirsin,
Bağrındaki susuzluğu senden gidersin!...
Söyle aziz dost söyle, şarkı söyle,
Herkes güzel sesini dinlesin,
Dinlesin de kendinden geçsin...
Ey arkadaş söyle, aziz dost,
Sazlı sözlü coşkuyla söyle.
Kahrolsun kölecilik,
Yıkılsın zorbalık!
Yaşasın özgürlük!
Yaşasın bağımsızlık!...

Ey Robson yoldaş!
Bu güzel dünya yeter hepimize,
Siyah ve beyaz deri neyimize!
Karnı tok, alnı açık, güler yüz
Yaşayalım insanca tümümüz.
Ne aç kalsın, ne çıplak,
Ve ne de öksüz;
Ne ölen, ne öldüren, ne bağıran, ne çağıran
Bitsin artık insanlığı yok eden savaşlar!...
Çalışalım birlikte, işe gidelim yoldaşça,
Sekiz saat, dört saat, ya da iki...
Çalışmak çok güzeldir, birbirini ezmeden,
Halk için, yurt için, gece gündüz demeden!
Her şeyin sahibi olalım,
Donatalım kafamızı bilgiyle.
Tüm kıskançlıklar yok olur,
Herkes eşit kardeşcesine yaşar,
Vahşilik tamamen ortadan kalkar.
Birlikte bilgili hep beraber bilinçli,
Uçuralım barış güvercinini, yücelsin,
Yelpaze gibi kanatlarıyla bizi serinletsin.
Birlikte paylaştıralım sevgiyi, yaşamı,
Ah Cigerxwîn,
Bahsettiğin dünya
Çok güzel bir dünya!...

Cegerxwîn
yorum | | Devamı...

Sıradan Bir Gün - Nazand Begikhani

Unknown 8 Aralık 2014 Pazartesi 12:35

8 Aralık 2014 Pazartesi


Sıradan Bir Gün

Güvenlik görevlisi
erken kalktı
beyaz gömleğini giydi
ballı cevizli ekmeğini yedi
üç tane çocuğunu öptü
karısını hararetle kucakladı
ve işe gitti

Masasında
on tane dosyası oturuyordu
on tane vurulacak adamın
Onları imzaladı
naneli çayını içerken

Saat onda
vurma emrini verdi
hedefini şaşıran bir nişancıya kızdı
onun tabancasını aldı
kaçırılan hedefe on defa ateş etti

Nöbeti bitmeden önce
vurulan on adamın annelerini ziyaret etti
her birine yüz dinar ödemelerini emretti
oğullarını öldürmüş olan kurşunların fiyatı

Akşamleyin
biraderinin doğum gününü kutladı

Geceleyin
bir aynanın yüzeyinde
ayaklarına sızan bir damla kan gördü aşağıya doğru
onu yıkamaya çalıştı
sızıntı göğsüne kadar yükseldi

Başkalık, öldürenle öldürülen arasındaki, nerede yatar ki?

Nazand Begikhani
yorum | | Devamı...

Umut; bazen zamanı geri saran içimizdeki çocuğa, uzun bir yolculuk etmektir.


Umut; bazen zamanı geri saran içimizdeki çocuğa, uzun bir yolculuk etmektir.  Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Tepeye Dönüşen Dağ


Tepeye Dönüşen Dağ

Bir vardı bir yoktu,
Küçük köyümüzün yamacında
Yüksek bir dağ vardı.
Bir ceylanın yolu düştü,
Ceylanın aşkından
Dağ yeşillendi.
Çiçeklerle bezendi,
Ceylan koynunda kaldı.
Bir gece vakti bir avcı geldi ve
Ceylan dağdan ayrıldı.
Sabah köy uyandığında,
O yüksek dağ
Ceylanını yitirmekten
Küçük bir tepe olmuştu.
Ah köylüler!
O yüksek dağ bendim!
O ceylan da yârimdi!

Mueyed Teyib
yorum | | Devamı...

Buğday Sümbülü - Mueyed Teyib

Unknown 6 Aralık 2014 Cumartesi 05:49

6 Aralık 2014 Cumartesi



Buğday Sümbülü

Buğday sümbülü kesilmedikçe
Dövende dövülmedikçe
İki kere değirmende öğütülmedikçe
Hamur olmaz.
Kara sacın altına
Kor ateş yakılmadıkça
Ekmek olmaz!
Yüreğim acı ve ızdırapla tanışmadıkça
"Evlat" ve "canım" demez.

Mueyed Teyib
yorum | | Devamı...

Rüzgârın Bir Uçuşu - Mueyed Teyib

Unknown 5 Aralık 2014 Cuma 15:28

5 Aralık 2014 Cuma


Rüzgârın Bir Uçuşu


Ülkem!
Rüzgârın bir uçuşu
Doruğunda kar kalan dağ
Eli kolu bağlı karagözlüm bugün
Altında yırtık çadırın
Kuru sahipsiz sonsuz bir çöl
Izdıraplı gün
Nefessiz şehir
Güzelim kana bulanmış
Korkuyorum
Kısır kadın kar ve kan
Güzel çehreden
Şirin boydan
Aşk dolu kalp...
Yara olmuş
Ciğerimin üzeri...
Nasır tutmuş
Korkuyorum...
Izdıraplı gün
Kirletilsin
Bin leke alnında oluşsun
Dağların rengi çöle dönüşsün!

Mueyed Teyib

yorum | | Devamı...

Dön Bana - Hêmin Mükriyani

Unknown 3 Aralık 2014 Çarşamba 22:40

3 Aralık 2014 Çarşamba


Dön Bana

***

Saki böyle dön böyle dön!
Yüzünü bana dön, gitme zenginin yanına...

Demir at buraya gitme öteye
Doldur bana doldur bana şarabı kadehe

Mey helaldir virane olan başa
Avare, üstü başı dökük olan bana

Rüzgârda savrulmuş olan bana
Yüreği yara dolu olan bana

Yurdundan uzak sürgün olan bana
Gül bahçesinden mahrum olan bana

Yaprağı dökük, kanadı kırık, sesi kısık
Yaşamdan uzak, paysız bırakılmış, kovulmuş

Yaşlanmış, sefil ve derbede
Gözü kanlanmış, yüreğinde dert ve keder

İtilmiş, perişan ve kararsız
Köleymişcesine ezilmiş ve kimsesiz

Yükü ağır, derdi ağır, acılı
Güzelliğe tapan çapkın bir şair

Hêmin Mükriyani
yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *