Güncel Başlıklar:
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Babamın Ölüsü

Unknown 10 Mart 2015 Salı 10:04

10 Mart 2015 Salı


Yaranın acısı geçer de, acının yarası bir ömür boyu kapanmaz. Ozan Deniz Sarıtop


Babamın Ölüsü

başımız sağolsun Kani Amca
ömrümüzden bir gün daha eksildi.

dün'ün yüz görümlük sevinci
bugün'ün ağır aksak hüzün karası.
yürüyoruz, sesimizin soluğumuzla birleştiği yerde
dünyaya açan  her sözcük, anlamı teğet geçiyor
kızıl bir şaşkınlık mağlubiyetidir yitirdiklerimiz
yürüyoruz, yitirdiklerimizin peşinden
bir kez daha başımız sağolsun Kani Amca.

acının tuhaf bir serzenişi var Kani Amca
acının tuhaf bir yarası var.
acı çeken iki dünya arasında bir salıncakta
kendi kaderiyle baş başa,
sallanır durur.

acının tuhaf bir iklimi var Kani Amca.

Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Adsız Bir Güzel - Abdulla Goran

Unknown 7 Mart 2015 Cumartesi 09:47

7 Mart 2015 Cumartesi



Adsız Bir Güzel

Ey kestane saçlı kız ve ışıltılı bakışlı,
ey kızıl dudaklı ve gül yanaklı!

Durgunsun fısıldayan sesinle,
teninden hiç ayrılmayacak ayvacık tüylerinle...

Uysal ve şirin çiçeklisin sen, ey sevgili,
gelinlikten daha güzeldir bana herhangi bir giysi.

Doğrudur kaçamak baktığım, yolcu olduğum,
fakat şimdi güzelliğinle dağlandı ruhum,

yalnız şimdi değil, sanki haylidir ruhumdasın,
ellerinle yaralarımı sağaltmaktasın.

Ey kestane renkli ışıltı, bulunur mu
daha güzel kızlar, baharın bahçesinde gül kokulu,

bıraksınlar görkemle yeşil tepelerden renklerini,
sonra olsun adları sultan çiçekleri.

Böğürtlen çalısının gölgesinde koparmak istedi
ruhum solmuş bir menekşeyi.

Ruhum için verir gök ışığı
saf ve hoş bir duygu olan sabah yıldızını.

Vurulan tellerden yükselir binbir ezgi,
çok sessizdir bana ulaşan en şirini.

Dipde titreyek ışıldayan inci gibidir orada kayalar
ve çakıltaşları, ayışığı altında berrak bir pınar

daha güzeldir bence sonsuz denizden
hiddetli dalgalarını köpürdeten.

Ey kestane saçlı kız ve ışıltılı bakışlı,
ey kızıl dudaklı ve gül yanaklı!

Bir yolcuyum ben, bir gezginim,
fakat bilir misin nedir işim gücüm, nedir derdim?

Zihnimde bir resim, renkleri ender bulunur,
heyhat ki bu güzelliğin adı yoktur.


Abdulla Goran
yorum | | Devamı...

Gören - Refik Sebir

Unknown 3 Mart 2015 Salı 03:37

3 Mart 2015 Salı



Gören

Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek,
sevdanla şeneltilmiş
terk edilmiş bir göçebe çadırıdır gece.
Ay ışığı için açık kollarla
çekiyorum gecenin kokusunu içime
kokluyorum birini bekleyen
solgun bir çiçeği
kokluyorum ormanın buğusunu
ve gece esintisinde soyunan dalgalar,
gözlerinde bir aynanın içeriği
sonsuz sorular
ve zaman bir yankı.
Geleceğimi görüyorum,
hayatımı ve ölümümü görüyorum.
Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek.

(Uppsala, 1996)

Refîk Sebir

yorum | | Devamı...

En Güzel Yaşar Kemal Sözleri

Unknown 28 Şubat 2015 Cumartesi 18:17

28 Şubat 2015 Cumartesi



Yaşar Kemal sözleri


İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratandır.

Evrende iki sonsuz doğurgan yaratıcı güç vardır..
Biri İnsan, öbürü Doğa ..
İnsan yaratıcılığını yitirdiği gün,
Doğa yaratıcılığını bitirdiği gün..
Her şey bitecektir..

Gözleri kocaman çocuklar için değer… 
Mücadeleye değer… 
Bir hayat pahasına da olsa; değer!..

Bizi düşünmeye alıştırmamışlar. Üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. Düşünmeye çalışanları da hep öldürmüşler...

Kendimi bildim bileli zulüm görenlerle, hakkı yenenlerle, sömürülenlerle, acı çekenlerle, yoksullarla birlikteyim.

Bir dil bulacağız her şeye varan Bir şeyleri anlatabilen Böyle dilsiz,böyle düşmanca,böyle bölük pörçük Dolaşmayacağız bu dünyada.

Bir toplum, hoş­gö­rü­sü ka­dar güç­lü, sağ­lam, hak­lıdır. Zul­mü ka­dar za­lim, zayıftır. Irkçılık ise en korkunç hastalıktır.

İnsanlarla oynamamalı. 
Bir yerleri var, bir ince yerleri,
İşte oraya değmemeli...

O insana güvenmeyen,
bu insana güvenmeyen,
her insanda bir kötülük gören,
insanı insan saymayan " insan "değil p.çtir yavrum.”

Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. 
Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır. 
Yalanın geleneği var, senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek. 
Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek. 
Sen yenileceksin. Yenilmenin tadına varacaksın. 
Doğru yenilmeli. Yenilmeyen doğru yenmiş sayılmaz. 
Doğru yenile yenile öyle keskin bir hale gelmeli ki... 
Yüz bin yıl su altında yıkanmış, düzelmiş çakıltaşı gibi...

İnsan çürümedikçe şiir çürümez.

Belki kuşlar çok derin, eski bir içgüdüyle buraya, o zaman kesilmiş olacak olan şu ulu çınarın üstüne, göğüne uğrayacaklar, bir an duraklayıp bir şeyler arayacak, bir şeyleri anımsamaya çalışacak, beton yığını evlerin üstünde küme küme dolaşacak, konacak bir yer bulamayıp bir uzak keder gibi başlarını alıp çekip gidecekler.

Demir olsam çürürdüm , toprak oldum da dayandım.

İnsan, evrende gövdesi kadar değil, Yüreği kadar yer kaplar…

Eğer bir insanda azıcık insanlık varsa yalan söylemez. Dedikodu yapmaz. Dedikoduyla bir insanı vurmak, küçültmek insanlıktan çıkmış, bozulmuş, çürümüş, elinden hiçbir şey gelmeyen, elinden hiçbir şey gelmediğini kabul edecek kadar düşkünlemiş bir insanın karıdır. Bu duruma gelmiş bir insanı karşına almak onun durumuna düşmek olur.

Düşünmek, en küçük anlamda, var olmak demektir.

El eli yıkar, el de döner yüzü yıkar.

Gülümse bitsin karanlık
Gülümse karamsarları şaşırt
Gülümse güller açsın yüzünde
Gülümsemenle yayılsın ışık
Dünyayı ısıtmasan da güneş gibi
Çevreni ısıt

Karanlığı yığıyor yığıyor yığıyor...
Ama böyle kurşun geçmez bir karanlıklar yığıyor..
arkasından birdenbire bir ışık patlatıyor Dostoyevski..

Görüş sahası ne kadar dar olursa olsun, insan muhayyilesi geniştir. Değirmenoluk köyünden başka hiçbir yere çıkmamış bir insanın bile geniş bir hayal dünyası mevcuttur. Yıldızların ötelerine kadar uzanabilir. Hiçbir yer bulamazsa Kafdağının arkasına kadar gider. O da olmazsa, düşlerinde yaşadığı yer başkalaşır. Cennetleşir. Şimdi, şu anda düşler veryansın ediyordur uykuların altında. Şu fıkara, şu kahırlı Değirmenoluk köyünde, değişmiş dünyalar yaşanıyordur.

yorum | | Devamı...

Parmaklar - Hîwa Kader

Unknown 11 Şubat 2015 Çarşamba 20:02

11 Şubat 2015 Çarşamba



Parmaklar

Elini tuttuğunda elim
unuttum parmaklarımı.
Gece sana şiir yazmak istedim
fakat yazacak parmaklarım yoktu.
Ertesi gün buluştuğumuzda
dedin ki: Dünkü şiiri
ellerimde unuttun
gece boyunca
saçlarımda dolaştı şiir
arayarak soluğunu.

Hîwa Kader
yorum | | Devamı...

Ölüm - Şerko Bekes

Unknown 4 Şubat 2015 Çarşamba 07:29

4 Şubat 2015 Çarşamba



Ölüm

Bir yaprak öldüğünde
bir harf yitirdim.
Bir kaynak öldüğünde
bir sözcük yitirdim.
Bir bahçe öldüğünde
bir cümle yitirdim.

Ey Haladin köyündeki on yaşındaki kız,
seni öldürdüklerinde
on tane şiir yitirdim.

Şêrko Bêkes
yorum | | Devamı...

Rivayet - Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 1 Şubat 2015 Pazar 16:24

1 Şubat 2015 Pazar


Rivayet

Ahir zaman mektebinde
Şiir üzen kadın gözleri
Yosun tutmuş...

Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Yalnızım - Ahmede Xane

Unknown 31 Ocak 2015 Cumartesi 13:23

31 Ocak 2015 Cumartesi


Yalnızım

Heyhat doğu batı güneşinden ayrı ve yalnızım
O ay yüzlüden sonra tarümar olmuş mülküm, karanlıkta kalm!şım

İçmem kevser suyunu onun dudaklarından sonra istemem,
Dünya yarısını o gümüş göğüslüden sonra

Şayet mahşerde görmeyeceğimi bilsem dilberi
Cenneti ne yapayım başına yağdırırım külleri

Yazık, yüzlerce kez ela gözlü terk edip gitti
Ahlar, figanlarım feleğin çarkıyla eşleşip gitti

Serzenişlerimden melekler ve insanlar oldular aciz
Burmalı zülüfler sonrası gamların girdabındayım haciz

Şayet mahşerde görmeyeceğimi bilsem dilberi
Cenneti ne yapayım başına yağdırırım külleri

Hicranla yanan ışıklı mumun fitiliyim
Hasretle harlanmış nar közün ateşiyim

Vücutsuz bir vücudum, o yaktı küle döndüm ben
Dünya yarısı hiç etmez yakıcı gözlerden sonra hem

Şayet mahşerde görmeyeceğimi bilsem dilberi
Cenneti ne yapayım başına yağdırırım külleri

Öleceğim anda üzerime gelse Azrail
Aynı anda cenneti müjdelese Cebrail

Benim için Hıdır ve İlyas olsalar delil
Hem derim ki cenneti, kevseri isteyen olsun sefil

Şayet mahşerde görmeyeceğimi bilsem dilberi
Cenneti ne yapayım başına yağdırırım külleri

Felek çarkı ibresi, vaveylanın geçişi beni talan etti
Dönen başlı idim daha başı dönen etti.

Gönülsüz, akılsız, hevessiz tümden idraksız etti
Bu mürüvvetsiz olay beni böylesine yağma etti.

Şayet mahşerde görmeyeceğimi bilsem dilberi
Cenneti ne yapayım başına yağdırırım külleri

Sakın ey dostlar! Hicret anımda
Bu iki dize bulunsun dilekçe yazımda

Huzura çıktığımda bir belge olsun elimde
Vuslat tarihinde halim nağmelensin dilinde

Şayet mahşerde görmeyeceğimi bilsem dilberi
Cenneti ne yapayım başına yağdırırım külleri

Ey Xani! Bu soru ve yanıtların hesabı nasıl olur bilsene!
O'nun hükmüdür ey perdesiz kendine gelsene!

Öleceğim anda üzerime gelse Azrail
Aynı anda cenneti müjdelese Cebrail

Ey ocağı yıkık! O ilahın kazasıdır kabul et
Seni ateşe götürebilir konuşmalarından bir buket.

Ehmedê Xanî 
yorum | | Devamı...

Sanık - Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 27 Ocak 2015 Salı 17:55

27 Ocak 2015 Salı


Sanık

En son sözü şiir söyleyecekti
Şayet öldürülmeseydi şair...

Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Çorap - Şerko Bekes

Unknown 20 Ocak 2015 Salı 09:44

20 Ocak 2015 Salı



Çorap

Dışarıda
Aralık ayının soğuğu
Felç etmiş rüzgârın ağzını.
İçeride
Oturmuş kendi başına.
Kuzular gibi sessiz
Uyumuş çocuklar.
Koca inliyor
Birkaç yıldır
Yolu dağlara düşmüş.
Oturmuş kendi başına
Kışın çam ağacı
İnliyor
Eğmiş başını
Hep örüyor, örüyor
Alaca çorabı götürecek olan
Gece yarısı bitecek mi diye bekliyor
Ah... bilmiyor
Vah... bilmiyor
Çorap ulaştığında
O sadece sol tekini giyecek

Şêrko Bêkes (d.1946, Süleymaniye)
Çeviren: Osman Mehmed
yorum | | Devamı...

Çile - Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 17 Ocak 2015 Cumartesi 04:22

17 Ocak 2015 Cumartesi



Çile

Değişmez kara bu
alın yazımıza işleyen.
Nerde ipi koparılmış
bir hayat düşünülse
Gerisinde,
aldanılmışlık.

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Kırık Mozaik - Hicri İzgören

Unknown 1 Ocak 2015 Perşembe 02:56

1 Ocak 2015 Perşembe



Kırık Mozaik

Kör bir kuyuda yitirdim suretimi belki bir yezidiyim
Bir ceylanın gözlerine akşam çökünce
Sanki yağlı kementler dolanıyor boynumda
Düşlerimde kanlı çocuk kundakları
Delik deşik ağtlar bin yıllık çıban
Eski bir yalan oluyor babil söylenceleri
Toprağa ateşe su ve rüzgâra
Kan damlıyor avestanın sayfalarından

       Her coğrafyaya bir renk işledim belki bir çingeneyim
       Kırlarda unuttum desem de düşlerimi
       Sönmedi o ateş hep yandı bedenimde
       Kondular beni kendine benzetemedi
       Her toprakta ölülerim var
       Atlaslar parçalar yüreğimi bu yüzden
       Ateşten bir ordudur bütün sınırlar

Ertelenmiş bir acıyım belki bir ermeniyim
Ziyaretçisi olmayan bir mezartaşı gibi
Hep tenha oldum nasibimi bilirim
Bütün replikler yanlış şifrelenmiştir
Yüzümün çizgilerinde durur rivayet
Her gün yeniden çarmuha gerilirim

       Bir sığınmayım sanki bu dünyada belki bir süryaniyim
       Eski bir çeşme gibi artık su akıtmayan
       Silmeye çalışmayın anıların izini
       İçinde yarım kalmış günlüklerimle
       Gümüş işlemeli bir sandık gibi kalayım öyle
       Varsın hüzün sözcüğü eşanlamlı tutulsun ömrümüzle
       Ben yine her gece kulağına fısıldarım taşların
       Yüzümü serin sularında yıkarım
       Dicle kirvem olur milattan beri .

A.Hicri İzgören

yorum | | Devamı...

Adı Kolera - Hicri İzgören



 Adı Kolera

O her sabah tezgahıma
Gül seren bir çingenedir

Bütün cephelerde şarkıları var
Notalardan ordular kurup salıyor üzerime

Bir çarmıh kuruyor bedeninden
Uçsuz bucaksız bir bozkır oluyor teni

Maskesiz çırılçıplak
Hiç bitmiyor kaşlarının gözleriyle kavgası

Bir çizik atıyoruz zamanın bamteline
Sonra şarkılarla dikiliyor gecenin yırtılan yeri

Ezberimden okumaya devam ediyorum
Yaralı bir yaz ikindisini

Bulaşıcı olmanın gücü bundandır belki
Bundandır dilin ruhu veremeyişi

Bundandır acının tene yakışması
Bir hecede tutuklu olmanın hali

Adresi yok bir rüzgarın sesinde
Anlam biraz daha kanatıyor kendini

Bir adı da cinnet diye geçecek şiirlere
Kimse bilmeyecek bu makamı

Adına kolera dedik
Her an boynunda taşıyor ipini


Hicri İzgören 

yorum | | Devamı...

Gözlerinin sükûnetinde susmuş, sana birikiyorum. Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 30 Aralık 2014 Salı 16:02

30 Aralık 2014 Salı



Gözlerinin sükûnetinde susmuş,
Sana birikiyorum...

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

İnzivadaki Sofu - Ahmede Xane


 İnzivadaki Sofu

İnzivadaki sofu fikrinin prangalı tutsağıdır
Kervan sahibi kişi mangır mangalı tutsağıdır
Dilberin aşığı varsa, maşukun ilgisine bağlıdır.
Bilesin ki şüphesiz herkes işine dert ortağıdır.

Emeksiz kimseden bekleme! ödün yahut himmeti
Gayesiz kimse çekmez başkası için zahmeti
Yok hiç kimse, yükünü ücretsiz taşıyan
Ancak İsa'dır fikrinin tutsağı, bedel arayıp sormayan.

Uyanık ol ki ömrünü boşuna etme telef
Çünkü fayda etmez ne mal, hazine, çocuk ne de halef
Hıdır ve yetimlerin duvar macerası masal oldu
Bu zamanda ise kendi duvarının mimarı olmak yasal oldu

Görmelisin savaş çıktığında
Şayet tedbir, iltifat ve maişet olmadığında
Ok atan savaşçı bedeva can vermeme siperindedir
Komutanın emir komuta erki, önderindedir.

Ey Xanî! Ömrünü tüketme boş ve bilinçsiz
Ey çok hevesli! Talebin yok ki paydan kalmışsın nasipsiz.
Yüce sanatkarın hiç kimseye yoktur ihtiyacı
Oncak çalışanadır onun lütfü, iyiliği ve ilacı.

Ehmedê Xanî

yorum | | Devamı...

İnsan olmanın olurunda; hak ve adalet; insan olmanın onurudur. Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 29 Aralık 2014 Pazartesi 10:02

29 Aralık 2014 Pazartesi


İnsan olmanın olurunda; 
hak ve adalet; 
insan olmanın onurudur. 

Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Yaşasın Özgürlük - Cigerxwin

Unknown 28 Aralık 2014 Pazar 23:39

28 Aralık 2014 Pazar


Yaşasın Özgürlük

İşte o zorbalık ve sömürü bize
Arap, türk ve farslardan gelir.
Ne zamana deĝin bizi böyle ezecekler?
Üstümüze kral ve padişah kesilecekler?
Ne kan içici ne de vahşiyiz
Onlar gibi biz de insanız
Kahrolsun kölelik
Yaşasın özgürlük

Cigerxwin
yorum | | Devamı...

Pol Robson Yoldaş

Unknown 12 Aralık 2014 Cuma 10:22

12 Aralık 2014 Cuma

 
Pol Robson Yoldaş

Ey Robson yoldaş, büyük ozan,
Barışın koruyucusu, bilge insan!
Bilinçli, yol bilen, Dallas düşmanı
Suların üstünden, dağların üzerinden,
Senin siyah rengin gözlerimizin önünde,
Güzel sesinin ahengi hâlâ kulaklarımızda.
Bize heyecan verir haksızlığa karşı mücadelen,
İnsanlık içindir haklı kavgan!
Korkuttun ağa ve derebeyleri,
Para babalarının yüreğini hoplatan,
Nasıl da uyandı kara derili insan!
El ele tutuşarak başkaldırdılar...
Makarti gibi Dallas'ı da korkuttular.
Birçok taçla taht sürüklendi ayaklar altında,
Kıstırıp kuyruklarını sermaye sahipleri
Koşuyorlar, titriyorlar, toplanıp kaçıyorlar
Meydanlardan!...

Ey Robson yoldaş!
Yalnız kara derili insanlar değil boyundurukta olan,
Beyaz deriliyiz ne fark eder, kalmışız biz de perişan:
Mazlum, biçare, bilgisiz, kara bahtlı çilekeşiz,
Aç ve çıplak, hasta ve açlıktan çöpe dönmüşüz
Nedir günahımız, suçumuz, sebepsiz birer mahkûmuz.
Düşte boyunduruğa Kürtler Araplar,
Zinciler, Hintliler ve tüm perişan insanlar.
Düzen, düzen!...
Vahşilerin düzeni eğri düzen,
Faşist düzendir bizleri hep ezen!
Sermayedarla biz köle yaptılar!
Çaresiz koyarak aldılar yük altına.
İnsanlık adına perişan olduk.

Ey Robson yoldaş!
Benimle senin derdin dertlerin en ağırı,
Egemenlik başlayalı dünyada
Kimi insanlar derebeyi, hanedan oldular,
Kimisi de yoksul, perişan, boyundurukta.
Marks ile Engels dertlerimize derman oldu,
İki bilge insan işçi sınıfına önder oldu.
Onlar ki ölümsüzdürler, biz yol gösterdiler,
Onların yolunda kavga verilince uyandı işçiler.
Gün doğdu... Gün doğdu,
Doğu boyunduruktan kurtuldu,
Kızıl güneş, sarı güneş
Çıktı yola Moskova'dan,
Serpti ışığını Balkanlara,
Almanya'dan uzandı ta Çin'e,
Büyük Çin, güzel güçlü Çin
Şavkını vurdu doğunun Hindine
Dağıldı, yayıldı dünyanın tümüne.

Ey Robson yoldaş!
Uyandı köylüler, işçiler, emekçiler,
El ele tutuşup kalktılar tüm ezilenler.
Tanklarıyla, toplarıyla gidiyorlar savaşa,
Yükseldi sesleri, her yerden haykırıyorlar,
Onlar eşitlik, barış, özgürlük istiyorlar.
Onlar artık kaçmıyor, kaçmayacaklar!...
Şimdi artık düşman kaçıyor, korkudan ölecekler!
Zenciler, beyazlar ve dünyada ezilenler
Oldular arkadaş, oldular candan yoldaş.
Egemenlerin zulmü kalkıyor yavaş yavaş.
Kaçıyor her yerden soylu hanedanlar,
Onların malları kendi başlarına bela!
Tarih zulümleriyle birlikte saplandı göğüslerine,
Gözlerine vurdu ve de acımasız yüreklerine
Çalı ve dikenler doldu, taş yüreklerine.
Yeniliyorlar, kaçışıyorlar savaş alanlarında.
Durmayın, kovalayın, bırakmayın onların peşini.

Ey Robson yoldaş!
Herkesin insanca yaşadığı bir dünya,
Cennet gibi köy ve şehirler, tüm olanaklar
Açılsın herkese eşitlik kapıları,
Okuyan bilimci, söyleyen ozanla dolsun dünya.
Yüce köşklerle güzel bahçeli evlerde
Yaşasınlar, dolaşsınlar gönüllerince
Akan suların, cıvıldayan kuşların arasında.
Göğe uzanan yüce zirvelerden süzülen
Güneş ışınları altında mutlu, umutlu
Yaşasın herkes özgürce...

Ey Robson yoldaş!
Buyrun gidelim, serbestçe dolaşalım,
Birlikte okuyup, birlikte görelim, soralım,
Zorbaların olmadığı bir dünyada kimden korkulsun?
Sınırlar kalkınca ne edelim pasaportu!
Kız, kızan, gönülleri hoş birer ozan!
Buradan kahvaltı edelim bal ile,
Moskova'da öğle, Çin'de ikindi yemeğiyle;
New York'ta akşam, Londra'da geceyle.
Siyah derililer ile beyaz derililer kirve olalım,
Beraber kanatlanalım uçalım Merih gezegenine
Şirin ve Zeliha ile el ele tutuşalım.
Yanağında bir öpücükle seni emzirsin,
Bağrındaki susuzluğu senden gidersin!...
Söyle aziz dost söyle, şarkı söyle,
Herkes güzel sesini dinlesin,
Dinlesin de kendinden geçsin...
Ey arkadaş söyle, aziz dost,
Sazlı sözlü coşkuyla söyle.
Kahrolsun kölecilik,
Yıkılsın zorbalık!
Yaşasın özgürlük!
Yaşasın bağımsızlık!...

Ey Robson yoldaş!
Bu güzel dünya yeter hepimize,
Siyah ve beyaz deri neyimize!
Karnı tok, alnı açık, güler yüz
Yaşayalım insanca tümümüz.
Ne aç kalsın, ne çıplak,
Ve ne de öksüz;
Ne ölen, ne öldüren, ne bağıran, ne çağıran
Bitsin artık insanlığı yok eden savaşlar!...
Çalışalım birlikte, işe gidelim yoldaşça,
Sekiz saat, dört saat, ya da iki...
Çalışmak çok güzeldir, birbirini ezmeden,
Halk için, yurt için, gece gündüz demeden!
Her şeyin sahibi olalım,
Donatalım kafamızı bilgiyle.
Tüm kıskançlıklar yok olur,
Herkes eşit kardeşcesine yaşar,
Vahşilik tamamen ortadan kalkar.
Birlikte bilgili hep beraber bilinçli,
Uçuralım barış güvercinini, yücelsin,
Yelpaze gibi kanatlarıyla bizi serinletsin.
Birlikte paylaştıralım sevgiyi, yaşamı,
Ah Cigerxwîn,
Bahsettiğin dünya
Çok güzel bir dünya!...

Cegerxwîn
yorum | | Devamı...

Sıradan Bir Gün - Nazand Begikhani

Unknown 8 Aralık 2014 Pazartesi 12:35

8 Aralık 2014 Pazartesi


Sıradan Bir Gün

Güvenlik görevlisi
erken kalktı
beyaz gömleğini giydi
ballı cevizli ekmeğini yedi
üç tane çocuğunu öptü
karısını hararetle kucakladı
ve işe gitti

Masasında
on tane dosyası oturuyordu
on tane vurulacak adamın
Onları imzaladı
naneli çayını içerken

Saat onda
vurma emrini verdi
hedefini şaşıran bir nişancıya kızdı
onun tabancasını aldı
kaçırılan hedefe on defa ateş etti

Nöbeti bitmeden önce
vurulan on adamın annelerini ziyaret etti
her birine yüz dinar ödemelerini emretti
oğullarını öldürmüş olan kurşunların fiyatı

Akşamleyin
biraderinin doğum gününü kutladı

Geceleyin
bir aynanın yüzeyinde
ayaklarına sızan bir damla kan gördü aşağıya doğru
onu yıkamaya çalıştı
sızıntı göğsüne kadar yükseldi

Başkalık, öldürenle öldürülen arasındaki, nerede yatar ki?

Nazand Begikhani
yorum | | Devamı...

Umut; bazen zamanı geri saran içimizdeki çocuğa, uzun bir yolculuk etmektir.


Umut; bazen zamanı geri saran içimizdeki çocuğa, uzun bir yolculuk etmektir.  Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *