Güncel Başlıklar:
helbest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
helbest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gören - Refik Sebir

Unknown 3 Mart 2015 Salı 03:37

3 Mart 2015 Salı



Gören

Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek,
sevdanla şeneltilmiş
terk edilmiş bir göçebe çadırıdır gece.
Ay ışığı için açık kollarla
çekiyorum gecenin kokusunu içime
kokluyorum birini bekleyen
solgun bir çiçeği
kokluyorum ormanın buğusunu
ve gece esintisinde soyunan dalgalar,
gözlerinde bir aynanın içeriği
sonsuz sorular
ve zaman bir yankı.
Geleceğimi görüyorum,
hayatımı ve ölümümü görüyorum.
Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek.

(Uppsala, 1996)

Refîk Sebir

yorum | | Devamı...

Güzellik ve Kadın

Unknown 17 Şubat 2015 Salı 21:47

17 Şubat 2015 Salı



Güzellik Ve Kadın

Gökte yıldızları gördüm;
Topladım çiçekleri baharın bahçesinde.
Karanlıkta ıslattı yüzümü ağaçlar,
Gördüm alacakaranlığın ufuklara çöktüğünü,
Kırkikindi yağmurlarından sonra gökkuşağı
Bükülmüş güneşe doğru.
Yeni yılın güneşi Mart’ta, Mayıs’ın ve Haziran’ın ayı
Geldiler ve gittiler günler ve gecelerce.
Irmağın akıntısı ve gümüş köpüğü
Binbir ışıktır uzaklıklarında.
Olgun kırmızı ve sarı meyveleri bahçenin;
Kuşların şarkısı ve cıvıltısı yayla ormanlarında.
Muhteşem müzik yükselir sık sık
Bir kavalın gırtlağından ya da bir kemanın tellerinden.
Bütün bunlar mucizedir ve güzelliktir;
Varoluş yolunda kendi ışığını savururlar.
Fakat sevgimin gülüşü olmaksızın
Işıktan yoksundur doğa.
Beni heyecanlandıran O’nun sesini taşımazsa
Sesi yoktur rüzgârın;
Hangi yıldız, hangi yabanıl gül kırmızıdır
O’nun yanakları, meme uçları ve dudakları misali?
Hangi siyahlığın boyası durur O’nun gözleri misali
Kirpikleri misali siyah, kaşları ya da çözünük saçları misali?
Hangi tepe O’nun selvi boyu denli güzeldir?
Gözlerindeki misali ışıltılı köz var mıdır ki?
Aşkın özlemi gibi sihirli midir
Anımsayan ve tutsak bir yüreğin özlemi?


Ebdullah Goran (1904-1962)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Basit insanlar için basit bir gerçeği dile getirmek istiyorum; “işgal edilmiş hiçbir zihnin, TANRI’sı yoktur.” Ozan Deniz Sarıtop

Unknown 7 Aralık 2014 Pazar 03:07

7 Aralık 2014 Pazar


Basit insanlar için basit bir gerçeği dile getirmek istiyorum; “işgal edilmiş hiçbir zihnin, TANRI’sı yoktur.”  Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Hemin Mukriyani Şiirleri

Unknown 5 Aralık 2014 Cuma 07:32

5 Aralık 2014 Cuma


Hemin Mukriyani Kimdir - Hayatı



İranlı kürt emekçilerinin şairi Hêmin Mukriyanî, bugün İran sınırları içinde yer alan Mahabad yakınlarında bulunan Laçîn köyünde 1920 yılında doğmuştur. 21 yaşında şiirlerini yayınlamaya başladı. ?Tarîk û Ronî? ve ?Nalleyî Cudayi? adlı kitaplarının ilk baskıları İran dışında yayınlandı. Bu iki kitaptaki şiirler Hêmin?in sürgünde yazdığı şiirlerdir. 1942 yılında Mahabad?ta yayınlanan ?Nîştiman? (?Vatan?) dergisinde şiirleri yayınlanmıştır. Yazar Mehmed Uzun?un Hêmin ile 1979 yılında yaptığı röportajda şunları söylemektedir Hêmin: ?Cigerxwîn?in günlük gazete ya da dergilere şiir yazar gibi bir tarzı var. Fakat ben şiirlerimi, ölümsüz olsun diye yazıyorum. Mem û Zîn eseri gibi, Kürtler var oldukça var olsun. Bundan dolayı ben sadece Kürtler için, Kürt emekçiler için yazdım. Şiir pazarı için yazmıyorum. Ben şiir olsun diye şiir yazıyorum. Eğer zorluk çekilirse, şairane şiirler ortaya çıkar. Çünkü ben Kürt dilini aşağılara çekmek istemiyorum?.Hemin 1986 yılında hayata gözlerini yummuştur.  



Hemin Mukriyani Şiirleri


***

Saki nereye gidiyorsun nereye?
Senin de boynun eğik mi o zorbanın önünde?

Sen de onların oyunlarına mı kandın?
Gümüşle altın senin de mi gözünü yıkadı?

Sen de mi değişiyorsun sanatı mücevhere?
Ne zaman güzel ve mutlu kıldı insanı mücevher?

Başa beladır altın, vefasızdır zengin
Sadece sanat ölümsüz, sanâtkar mert ve ayakta

Diyorlar ki “elinin kiridir dünya malı”
Mal sahibi durmaz sözünde, güvenilmez

Güzelliğin kıymetini nerden bilecek mal sahibi!
Güzele tapan yalnız zevk ve duygunun piri

Hêmin



***

Hayır gitme, güzelim gitme, böyle gitme
Sen onların yalan mücevherlerine kanma

Güvenilmez o heves düşkünlerine
Yalan ve dolandan ibaret bildikleri

Hadi gel artık, hadi gel yakınlaş bana
Şarap ver bana şarap ver ki diyeyim sana:

Çok sarhoşum saki elimden tut
Yere düşmeden ben elimden tut

Sarhoş olduğumda alçak sesle ki
Okuyayım sana Mevlevî’nin o yüce şiirini:

Kulak ver ney nasıl anlatır
Ayrılıktan şikayet eder durur

Ondandır feryadım neye karışmıştır
Yasım neysiz yapamamıştır

Bırak beni dökeyim içimdekileri
Bırak beni akıtayım göz yaşlarım

Yasım insanlığın yasıdır
Özgürlüğün, eşitlik görevinin çağrısıdır

Beklemekteyim açsın goncası şiirin
Ki daha çok kucaklayayım ufkunu şiirin

Bir parça ettir yüreğim, sahte değil
İnleyişlerim için geçtir, erken değil

Uzaklığın derdi ayrılığın derdi öldürdü beni
Uyanıklığın, sabrın derdi öldürdü beni

Gece gündüz uzaktayım yarimden yurdumdan
Haram oldu bana uykular hayaller

Sevgilim olsa burda feryat etmem
Nasıl içmeyeyim şarabı Saki! Artık

Görmüyorum toprağımı vatanımı şehrimi
Görmüyorum akrabamı dostumu yârimi

Nereye dönsem yüzümü yabancı bana
Görmüyorum buluştuğumuz yerleri eski mekânları

Geceleri çekiyorum sabahlamaları uykusuzluğu
Gündüzleri tadıyorum yârdan uzak olmanın acısını

Hêmin Mükriyani



***

Nasıl inlemesin o çok hassas yüreğim!?
Nasıl her iki elimle dizimi dövmeyeyim!?

Nasıl inlemesin o hüzünlü yürek!?
Ses çıkarır bir taş değdiğinde diğerine

Ayrılığın derin acısını tatmışım
Her neden hoşlanmışsam uzaklaşmış benden

Nazlı yârdan ayırmışlar beni
Yüreğimdeki topraktan sürgün etmişler beni

Düşmüşüm esaretin kuyusuna Mem gibi
Zin’in dadısı nerde ki çağırayım!

Karatajdin nerede, Çeko ile Erfo neredeler
Ki yetişsinler imdadıma pençesi kanlı kaplanlar gibi

Kızıl Las idim korkusu düşmanın
Şimdi hedef oldum çirkinin oklarına

Öylesine yalnızım kan gölünde
Nerde Eyl, Hanzade ile Hazal neredeler!?

Çoktandır duymadı benim de inleyişlerimi
Şemzin’inki gibi, sevgili Şemi

Siyabend gibi çöllerde uçurumlarda
Ağacın dalları parçaladı ciğerimi benim de

Benim de yaram çoktan soğumuş
Peki nerede Hatice’m ki tutsun yasımı!

Aralık ayında kırk kişiyle kovuldum
İbrahim gibi o vatanda kovalandım

Nerede Perihan ki gidersin korkularımı
Nasıl yanıp ocaktaki köze dönmeyeyim!?

O yaylada ben çölde yaşarım
Kim demiş ben de Veli Divane gibi değilim


Hêmin Mükriyani



***

Saki böyle dön böyle dön!
Yüzünü bana dön, gitme zenginin yanına...

Demir at buraya gitme öteye
Doldur bana doldur bana şarabı kadehe

Mey helaldir virane olan başa
Avare, üstü başı dökük olan bana

Rüzgârda savrulmuş olan bana
Yüreği yara dolu olan bana

Yurdundan uzak sürgün olan bana
Gül bahçesinden mahrum olan bana

Yaprağı dökük, kanadı kırık, sesi kısık
Yaşamdan uzak, paysız bırakılmış, kovulmuş

Yaşlanmış, sefil ve derbede
Gözü kanlanmış, yüreğinde dert ve keder

İtilmiş, perişan ve kararsız
Köleymişcesine ezilmiş ve kimsesiz

Yükü ağır, derdi ağır, acılı
Güzelliğe tapan çapkın bir şair


Hêmin Mükriyani



***

O delikanlı ki henüz randevulara açıktır yolu
İlginçtir, çok ilginçtir ki bağımlısı olur meyin

O kimse ki kovalanmadıysa orda burda
O delikanlı ki öpücük alabiliyorsa kızlardan

O delikanlı ki düğünün en güzeliyle halay çekiyorsa
Buraya geldiğinde niçin kovulmasın meyhaneden?!

O kimse ki “eli memeleri okşuyorsa”
O kimse ki “yüreğinin arzusu oluyorsa”

O kimse ki sıkıyorsa kızların avucunu bazen
O kimse ki eli yarin sinesine uzanıyorsa

O kimse ki öpüyorsa yanağı dudağı
O kimse ki sürüklemiyorsa onu yazgı

O kimse ki emiyorsa sinenin terini
Küfürdür tek damlası şarabın sunarlarsa eğer ona

O kimse ki mutlu ve güzel yaşamışsa
Hiç çekmemişse evsizliği sokakta uyumayı

Biri beklediyse hep onu evde
Bir evin kapısı açıldıysa hep ona

Bir sevgili dinlediyse onun sırrını
Bir nazlı çekmişse onun nazını

O kimseye yer yoktur meyhanede
Niye yarasın bade şarap o kimseye?


Hêmin Mükriyani



Ayrılık Feryadı


Saki! Böyle dön böyle dön
Yüzünü dön bana kadehle dön

Benim gibi müşteri az meyhanede
Çoğu zaman kaygısızlar, neşe ve sefa içinde

Mey haramdır duyarsız olana gamsıza
Gamsızın sarhoşluğu neden yapışsın yakamıza?

Bu şarap acıdır kaygının dermanıdır
Haram olsun o kimseye ki derdi azdır

Bu şarap kırmızıdır dertsiz için değildir
Haram olsun o kimseye ki yüzü solgun değildir

Kimisi için mey hançer yarasıdır
Niçin tatsın da zorba yaralansın?

Kimisi için mey – ki derdine ilaçtır
Gamsızın biri içtiğinde zorbalıktır

Kimisi için mey: dağlanmışsa eğer yüreği
Niçin içmesin o tatların en yücesini?

O kimse ki kimsesiz değilse ama evi harap
Yılan zehirine döner onda bade ile şarap!

O kimse ki tatmadıysa yaşam derdini
O kimse ki görmediyse acıyı elemi

O kimse ki hedefi olmadıysa kaygı oklarının
Çökmediyse omuzları feleğin yükünü taşımaktan

O kimse ki hissetmediyse zorbalığı
Yaralanmadıysa zorbanın jiletiyle

O kimse ki görmediyse geldiğini düşmanın
Takılmadıysa kölelik halkası boynuna

O kimse ki henüz sefil perişan bir halde
Böylesine yemediyse zamanın sillesini

O kimse ki öğütmediyse onu zamanın değirmeni
O kimse ki “yükselmediyse göğe çığlığı”

O kimse ki çekmediyse sevdiklerinin hasretini
Görmediyse henüz düşmanlarının belasını

Biraz olsun bahtsızlık yapışmadıysa yakasına
Tüm kapılar kapanmadıysa suratına

O kimse ki içip sızıyorsa bir gölgede
Evini terk ediyorsa keyif için gece

Niçin gelip daraltsın meyhaneyi?!
Zevk ü sefa için mekan çok...


Hêmin Mükriyani



Şeref Siperi

Burada da o dağlar tepeler kayalar arasında
Burada da tüm o dertlerin acıların yanında
Burada da kanlı devrimin içinde
Burada da zafer ve yenilgide
Burada da ateş duman barut içinde
Düşmanın tankları topları karşısında
Burada da sonsuz öfkenin denizi içinde
Burada da intikamcı gençler arasında
Burada da kan ve köpük selinde
Burada da şeref siperinin ardında
Sevgilim aklımdan gitmez
Uykularımda uçurur beni
Gördüğüm hayalin her an…


Hêmin

yorum | | Devamı...

Hemin Mukriyani - Şiir //...

Unknown 3 Aralık 2014 Çarşamba 06:52

3 Aralık 2014 Çarşamba


***

O delikanlı ki henüz randevulara açıktır yolu
İlginçtir, çok ilginçtir ki bağımlısı olur meyin

O kimse ki kovalanmadıysa orda burda
O delikanlı ki öpücük alabiliyorsa kızlardan

O delikanlı ki düğünün en güzeliyle halay çekiyorsa
Buraya geldiğinde niçin kovulmasın meyhaneden?!

O kimse ki “eli memeleri okşuyorsa”
O kimse ki “yüreğinin arzusu oluyorsa”

O kimse ki sıkıyorsa kızların avucunu bazen
O kimse ki eli yarin sinesine uzanıyorsa

O kimse ki öpüyorsa yanağı dudağı
O kimse ki sürüklemiyorsa onu yazgı

O kimse ki emiyorsa sinenin terini
Küfürdür tek damlası şarabın sunarlarsa eğer ona

O kimse ki mutlu ve güzel yaşamışsa
Hiç çekmemişse evsizliği sokakta uyumayı

Biri beklediyse hep onu evde
Bir evin kapısı açıldıysa hep ona

Bir sevgili dinlediyse onun sırrını
Bir nazlı çekmişse onun nazını

O kimseye yer yoktur meyhanede
Niye yarasın bade şarap o kimseye?


Hêmin Mukriyani
yorum | | Devamı...

Cegerxwin - Gül Alışverişi

Unknown 7 Ağustos 2013 Çarşamba 10:45

7 Ağustos 2013 Çarşamba



 Gül Alışverişi

Uykudan uyandığımda bir gül taciri gördüm,
Gülü yüreğe değiştirdiğine çok sevindim,
Gülü yüreğe değiştiriyordu.
Sayrılık ve yara dolu bir yüreğimiz vardı,
Önce inanmadım gülü yüreğe değiştirdiğine.
Gülü yüreğe değiştirdi.
Pazarlık yaptık, dedi ki: takas etmem.
Güle tapıyorsan canı ve yüreği de verirsin üstüne.
Canını ve yüreğini de verirsin.
Dedim ki, kim değişir canını ve yüreğini bu gülle?
Pazarlık budur, dedi. Yaralı yüreği veriyorsun.
Yüreğin yaralı.
Canımı ve yüreğimi verdim, seslendi yüreğim:
Dedi ki: “Ey Cegerxwîn, değiştirdin yüreğini bir gülle.
Bir gülle değiştirdin yüreğini.

Cegerxwîn (1903-1984)
Kürtçe’den çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Kürt Dili ve Edebiyatı Portresi

Unknown 22 Temmuz 2013 Pazartesi 18:40

22 Temmuz 2013 Pazartesi


 Kürt dili; Hint-Avrupa dil  gurubunun Aryan kolundandır..Her ne kadar Kürtçe İrani diller ailesinin kuzeybatı grubu içinde yer alıyorsa da, o kesin hatları ile,  Farsça’dan tamamen bağımsız bir dildir.
Kürt dili Kürdistan diye adlandırılan ülkenin yaygın ve çoğunluk insanın konuştuğu bir dildir. Bilindiği gibi Kürtler bu gün hala,  Türkiye, İran, Irak, Suriye, Ermenistan devletlerinin “ Misaki Milli “ sınırları arasında yaşamaktadırlar ve bağımsızlıktan yoksundurlar.

Kürtlerin dünyadaki toplam nüfusu 50 milyona yakındır. Güney parçasını saymazsak eğer ( orada federe bir Kürt yönetimi var ve Kürtler kendi kaderlerini tayin etme konusunda diğer parçalara nazaran özgürdürler.) bu büyük nüfusa sahip halkın hala kendi devleti yoktur. Kürtler hala Türkiyenin, İranın ve Süriyenin “ Kürtleri “ diye adlandırılmaktadırlar ve  coğrafyalarında özgür değillerdir.. Bu gün Dünyadaki  52 bağımsız  devletin toplam nufusu, Kürtlerin toplam nüfusundan daha  azdır.

Başka bir deyişle dünyada bu gün bağımsız devlet olarak egemenliğini sürdüren 52 devletin toplam nüfusu, Kürt nüfusundan daha azdır.Buna karşın Kürtlerin bir devleti yoktur.

Kürt dili, dünyanın en eski dillerindendir. Bu gün sadece Irakta resmen tanınmaktadır. Sadece Kürt federe bölgesinde Kürt dili, resmi dil statüsündedir.

Bu bölgede kamusal alanda ve devlet bürokrasisinde egemen olan lehçe ise sorani lehçesidir. Güney ve Doğu parçalarının çoğunluk lehçesi Sorani olsa bile, genel Kürt nüfusu bakımından Kurmanci lehçesi, Kürtlerin yaklaşık % 60 lık bir bölümü tarafından kullanılan en yaygın lehçedir. Kürtçenin sadece Kurmanci lehçesi ile en son hazırlanmış olan sözlük ( sayın İzoli ve sayın Zana Farqininin sözlükleri )  130 binden fazla kelime içermektedir. Kürt dilinin kullanılamamadan ötürü en az bir o kadar da kelime kaybına uğradığı savlanmaktadır. Sorani, Zazaki , Lori, gorani ve Hawraman lehçe ve ağızları da eklendiğinde, bu dilin genel kelime hazinesinin 200 binin üstünde olduğu kabul görmüş bir gerçekliktir.

Bunun dışında ( Irak Hariç ) tarihte hiç bir zaman resmi dil sıfatında eğitimde, siyasette ve kamusal alanda Kürtçe yaygın bir biçimde kulanım şansı bulamamıştır. Buna karşın, onca asimilasyon, özümleme ve yozlaştırma uygulamalarına karşın hala yok olamamıştır. Kürtçe, Zengin bir edebiyat ve kelime hazinesine sahiptir.

Kürt edebiyatı, sözlü  ve yazılı edebiyat olarak kendini göstermektedir. Sözlü edebiyat, Dengbéjlerin çağlardan taşıyarak ( söyleyerek ) getirdiği anlatım edebiyatıdır ve çok eski tarihlere dayanmaktadır. Kürt edebiyatı sözlü geleneğinden beslenerek çağlar boyu bu güne gelebilmiştir.

Yazılı edebiyatın ilk ürünü olarak da, 950 yılı dolaylarında, ünlü Kürt Şair BABA TAHİRÊ ÛRYAN ( 935-1010) tarafından Hamedan kentinde, ( Bazı kaynaklar, şaire Tahir Hemedani de demişlerdir. ) yazılmış olan Rübaileri örnek vermek yeterlidir. Ömer Hayamın rübaileri Baba Tahirden uzun yıllar sonra kaleme alınmıştır. Sözlü Kürt  edebiyatının tarihi binlerce yıl öncesine kadar  uzanır. 

Kürt edebiyatının ve şiirinin en çok yaygınlaştığı lehçesi Soranicedir. Süleymaniye Kentinin alınmasından sonra ,  Kürt edebiyatı, büyük bir ivme kazanmıştır. 200 yıl içinde binlerce edebi eser yazılmış ve yayınlanmıştır.  Bu eserlerin hemen tümü Arami ( Arapça diye ifade edilen ) yazı karekteri ile ( alfabe ile ) yazılmıştır. Saddam Zamanında bile Kürtçe o bölgede yasaklanmamıştır.

Botan beyliği döneminde Kurmanci lehçesinden eserler rastlamaktayız. Daha sonrada Erdelan beyliği döneminde Mah Şeref Xanım ( Mesture Erdelani ) gibi önemli yazarlara rastlanır. Baban emirliği zamanın da ise, Salim, Nali ve Kurdi gibi, Kılasik Kürt edebiyatının en önemli üç şairi ortaya çıkmıştır. Wefai ve Haci Qadiré Koyi de, bu dönemin diğer ünlüleridir. Ama Piremérd, yakınçağ Kürt şiirinin duayenlerindendir.

Erdelan ve Baban beyliği döneminin edebiyat lehçesi soranicedir ve eserler bu gün Arap alfabesi olarak bilinen Aramice aifabe ile yazılmıştır.İran parçasının en ünlü şairleri Hémin, Kane Muzher ve Hejardır.

Türkiyede ise,Cigerxwin ve Osman Sabri en başta gelenlerdir.

Modern Kürt edebiyatının en önde gelen şairi Abdullah Gorandır. Kürt dilinin Soranice lehçesi ile  yazılmış İlk Kürt romanı 1950 li yıllarda İbrahim Ahmed tarafından yazılan  ve daha sonraları da, Rüstem Cemili adlı Kürt yönetmen tarafından sinemaya uyarlanmış olan JANA GEL adlı romandır. Bextiyar Elinin yazdığı,EVAREY PERWANE ise ilk modern Kürt romanı olarak kabul edilir. Daha sonraları ise ŞAR romanı gelmektedir.

Kürtlerin kullandığı bir başka alfabe de, Kiril alfabesidir. Ermenistan  ve eski SSCB ülkelerinde kullanılmaktadır. Giderek gerileyen bir alfabedir. Kürtler çok da rağbet etmemektedirler.

Ereb Şemonun kiril harflerle 1930 lu yıllarda  yazdığı ŞİVANÊ KURD adlı roman da, çağdaş romana örnek verilebilinir. Eğer uzun öyküler tarzında yazılmış olan bu yapıta roman diyecek olursak, buna göre Şivanê Kurd de en önde gelen Kürt romanıdır.Bu  roman kirilce yazılmıştır. Daha sonraları, il kez Özgürlük Yolu yayınlarınca Kurmanciye, ve daha sonraları da aynı yayın evi tarafından Kürt Çoban adı ile Türkçeye çevrilmiştir. Erebê Şemo, Şekroyé Xudo, Heciyé Cindi, Casimé Celil, Celilé Celil, Ekseré Boyik, Karlané Çaçan,Tosiné Reid, Weziré Eşo,Emeriké Serdar, Xelîlê Çaçan, Temurê Xelil ve daha onlarca kişi eski SSCB ülkelerinde ; önceleri Kiril daha sonraları da Latin harfleri ile eserler vermişlerdir.

Kürt dilinin eski ve güçlü edebi ürünlere sahip diğer  lehçesi de Kurmanci lehçesidir. Bu lehçe ile yazmış en önemli  Kürt şairler, Elî Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Ehmedê Xanî (1650-1707) 'dir. Ehmedê Xanî tarafından yazılmış olan Mem û Zîn adlı eser ilk kez 1730'da, yayınlanmıştır. Bu şairlerin kullandığı alfabe de, Aramice, yani Arap alfabesiydi.

Yüzbaşı Noelin tavsiyeleri doğrultusunda, Ünlü Kürt düşünürü Mir Celadetin kararı ile, Latin alfabesi de Kürt dili ile tanışmıştır. Kürtlerin Latin harfleri ile tanışması son yetmiş yılda gerçekleşmiştir. Bu nedenle yaşı yetmişin altında olan Kürtler , önceki dönemlere ait yazılı eserlerden yararlanma şansı bulamamıştır. Keza yetmiş yıla yakındır ki Irak ( Güney ) ve İran ( Doğu ) Kürtleri de Latin harflerle gelişip yaygınlaşan Kürtçe eserlerden istifade edememektedirler.

Kuzey de ise.  (Türkiye parçası ), son yıllarda, özellikle de sürgünde güçlü edebi eserlere rastlamaktayız. Kurmanci lehçesi ve Latin harfleri ile yazan Kürt edebiyatçılarının başında, Mehmet Uzun, Jan Dost, Kemal Burkay, Murad Cıwan, Mahmud Lewendi, Fırat Ceweri,Helim Yusif, Feqi Hüseyin Sağnıç, Muhsin Kızılkaya, Mustafa Aydoğan, Enwer Karahan, Malmısanıj, Lokman Polat, Munzur Çem, Rohat Alakom, Felat Dilgeş, Ziya Avcı, Aram Gernas, Hasan Kaya, Zana Farqini, Sami Tan, Abdullah Varlı, Ali Karadeniz ve adını sayamadığımız bir çok yazar ve edebiyatçı Kürt dilinin gelişmesine önemli katkılar sundular.

Dildeki lehçe farkları, kullanılan farklı alfabeler ve Kürtlerin bölünmüş yapısı daha güçlü bir dil ve edebiyatın doğmasını engellemiştir. Kürt edebiyatı, Kürtlerin birlikte yaşadığı ulusların edebiyatını da etkilemiş ve onlardan da etki görmüştür. Keza benzer bir duruma dil alanında yaşanmaktadır. Kürt dilinde de,  karşılıklı etkileşime rastlamak mümkündür. Bu doğal ve kaçınılmaz bir sonuçtur.
Nav Kürd
yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *