Güncel Başlıklar:
kürt tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürt tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kürtçe eğitimde tek rakibimiz ODTÜ

Unknown 19 Ağustos 2013 Pazartesi 21:03

19 Ağustos 2013 Pazartesi



 'Kürtçe eğitimde tek rakibimiz ODTÜ'
Mardin Artuklu, Muş Alparslan ve Bingöl Üniversitesinde, taban puan yüksek olmasına rağmen Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinde kontenjanlar doldu

Bu yıl 673 bin öğrencinin yerleştiği üniversite tercihlerinde en dikkati çeken bölüm Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin yerleştirme puanının üzerine çıkan Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü oldu.
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından 3 üniversitenin Kürtçe bölümleri için ayrılan kontenjanlar tamamen doldu. 3 üniversitede yaklaşık 125 kişi, Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okumaya hak kazanırken, üniversiteler ise gelecek yıl kontenjanı iki katına çıkarmak için YÖK'e başvurmayı planlıyor.
'ÇÖZÜM SÜRECİYLE İLGİLİ'
Kürtçe'nin revaçta olmasını çözüm sürecine bağlayan akademisyenler yoğun talep, sınırlı kontenjan nedeniyle taban puanın arttığına dikkati çekiyor.
Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne yönelik talebi değerlendiren MAÜ Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, üç yıldır Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Kırmançça ve Zazaca eğitim verildiğini, bu yıl da kontenjanın tamamen dolduğunu söyledi.
'TABAN PUANDA RAKİBİMİZ ODTÜ'
"Kürtçe eğitimde taban puanda rakibimiz ODTÜ'nün İngilizce eğitim veren bölümleridir" diyen Prof. Dr. Yıldırım, MAÜ Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü tercih eden öğrencilerin ODTÜ'nün İngilizce eğitim veren bölümlerine çok rahat girebilecek bir puana sahip olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Yıldırım, paydaşları olan üniversiteler ile aralarında yaklaşık 60 puan fark bulunduğuna dikkati çekerek, "Önümüzdeki yüzyıl Kürtçe yüzyılı olacak. Yakından tanık oluyoruz ki Kürt diline çok büyük bir teveccüh ve sahiplenme var. Yakın bir zamanda Kürtçe çok popüler bir dil haline gelecek. Önemli olan bu talebe nitelik ve nicelik olarak uygun altyapıyı hazırlayarak gerekli cevabı vermektir" dedi.
yorum | | Devamı...

Kürt Dili Edebiyatı ve Kültürü

Unknown 7 Ağustos 2013 Çarşamba 04:21

7 Ağustos 2013 Çarşamba



Kürt Dili Edebiyatı  ve Kültürü

Kürt Dili üzerine akademik bazda inceleme ve araştırma yapan bilim dalına verilen isimdir.

Kürdoloji Kürt dili edebiyatı
Kürdoloji, Kürt dili, edebiyatı, tarihi, etnografyası gibi Kürtlere ve yaşadıkları coğrafyaya dair araştırma ve çalışmaları kapsayan bir bilimdir. Kimi zaman bu terim yerine, "Kürt incelemeleri" ifadesi de kullanılmaktadır. Uluslararası düzeyde ve akademik çalışmalarda Kürdoloji olarak kullanılan bu kavram (Fransızca Kurdologie, İng. Kurdology, İt. Curdologia, Hol. Coerdologi) Türkiye’de, resmi olarak, Kürtler bir halk, Kürtçe de bir dil olarak kabul edilmediğinden, kullanılmamaktadır.

Yaşamının yirmi yılını Musul ve Amadiye’de Kürtler arasında geçiren Garzoni 1764-1770 yılları boyunca söz konusu eseri üzerinde çalışmıştır. "Grammatica e Vocabolario della Lingua Kurda" adıyla İtalyanca 288 sayfa olarak yayımlanan kitabın, 220 sayfası dilbilgisi ve İtalyanca-Kürtçe sözlük olarak düzenlenmiştir. Kürt dilbilimcileri ve araştırmacılarının günümüzde 40 bin sözcüklü Türkçe-Kürtçe sözlük aşamasına ulaşmalarında Garzoni’nin hazırladığı 4600’e yakın Kürtçe-İtalyanca sözcüğün katkısı yadsınamaz. Kitabın ikinci baskısı, 1826 yılında yapılmıştır. Kürtler ve Kürdoloji üzerine kapsamlı çalışmalarıyla tanınan Bazil Nikitin de Kürt dili ve kültürüne dair bilimsel çalışmalara temel kaynak ve başlangıç olması bakımından Garzoni’yi anmaktadır.

Bir başka araştırmacı, Alessandro De Bianchi 1863 yılında İtalya’da yayımlanan araştırmasında Kürt kültürü, tarihi, gelenekleri ve dini inançlarından söz etmektedir. Yine Mirella Galetti’de "13. ve 19. Yüzyıl İtalyan Kaynaklarında Kürtler ve Kürdistan" araştırmasında yedi yüz yıl boyunca Kürtlere ilişkin yayımlanmış eserleri irdelemektedir. 1973-1978 yılları boyunca dünyanın birçok kütüphanesinde araştırmalarda bulunan, kaynakları birleştiren ve onlarca İtalyan araştırmacının birçok eserini kaynak gösteren Mirella Galetti’nin 1978 yılında yayımlanan bu eseri, İtalya’da Kürtlere ilişkin yayımlanmış birçok eserin toplamını kapsayan nitelikli bir çalışma olarak kabul görmüştür.
Kürtlere ilişkin birçok başka araştırma, Alman araştırmacılar tarafından yayımlanmıştır. Almanya’da en eski belgenin 1473 yılında Johann Schitberger tarafından kaleme alındığını, Cemal Nebez tarafından 1974 yılında Bağdat’ta yayımlanan "Almanya’da Kürdoloji’nin Kısa Bir Geçmişi" adlı çalışmasından öğrenmekteyiz.1 Yine 1799 yılında "Anadolu, Gürcistan, Ermenistan, Kürdistan, Irak ve Cizre" adlı seyahatnamenin yazarı J. Berg’in eserinde Kürtlerin sosyal ve kültürel yaşamına dair bilgiler yer almıştır. 1813-1887 yılları arasında yaşamış olan Moritz Wagner’in 1852 yılında Leipzig’te yayımlanan "Fars ve Kürt ülkesine Yolculuk" isimli eserinde Kürtlerin yaşamına kapsamlı olarak yer verilmektedir. Yazar, Kürt etnografyasını da ayrıntılı olarak incelemiştir. Osmanlı İmparatorluğu ile anlaşmalar gereği bir Alman subayı olarak görev yaptığı 1838 yılında izlenimlerini yazan Hellmut von Moltke ise "Türkiye Mektupları" adlı kitabında Kürtleri anlatmış ve bölgeyi bir çok yanıyla tanıtmıştır. Moltke’nin Kürtlere dair bir incelemesi "Das Land und Volk der Kurden" adıyla ölümünden sonra 1892’de Berlin’de yayımlanmıştır. 1824-1912 yılları arasında yaşayan ve Alman edebiyatında önemli bir yeri bulunan Karl May’ın "Vahşi Kürdistan’dan Geçiş" ismiyle bir romanı 1892’de yayımlanmış, birçok baskısı yapılmıştır.

1840-1930 arasındaki yıllar, Almanya’da Kürdoloji bakımından verimli ve parlak yıllar olarak değerlendirilmektedir. Rus ve Alman bilim adamları arasında gelişen ilişkilerin de etkisiyle Almanya’da Kürdoloji kulübü güçlenmiştir.

Almanya’da, E. Rödiger ve A. F. Pott’un Kürtçe üzerine ilk çalışmalarını kapsayan, "Kürt İncelemeleri"nde, Kürtçe’nin İrani diller içerisinde, bağımsız bir dil olduğu saptanmaktadır. Kürt dili üzerine araştırma ve çalışmalar yapan diğer bir Alman Doğubilimci ise Prof. Ferdinand Justi’dir. Justi, 1880 yılında "Kürtçe Gramer" adlı araştırmasında Kürtçe’nin tarihi ve etimolojisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Justi, M. A. Jaba tarafından hazırlanmış "Kürtçe-Fransızca Sözlük" üzerinde de çalışmış ve 1879 yılında Petersburg’da yayımlanan bu sözlüğe bir önsöz yazmıştır. Ferdinand Justi’nin "Kürtçe’de Yabancı Sözcükler üzerine Notlar", "Kürtçe’de Hayvan İsimleri" adlı eserleri Fransızca’ya ve başka dillere çevrilmiştir. Kürt dili ve folkloru alanında birçok inceleme yapmış en büyük Alman Doğubilimcilerinden biri sayılan Prof. Albert Socin (1884-1899) ile E. Prym’in ortak çalışması olarak yayımlanan iki bölümden oluşan başka bir derlemede ise, Ehmedé Xani’nin Mem u Zin’i ve yine Zembilfroş gibi ünlü Kürt halk destanlarıyla beraber birçok Kürt halk türküsü yer almıştır. Bu derlemenin sonuna A. Socin tarafından bir de Kürtçe-Almanca sözlük eklenmiştir.

Berlin üniversitesi Doğu dilleri dekanı olan Prof. Eduard Sachau, bilimsel araştırmalarda bulunmak üzere Kürtlerin yaşadığı bölgeye gitmiş; "Suriye ve Mezopotamya’da Yolculuk" isimli kapsamlı çalışmasından sonra "Dicle ve Fırat Dolayında" adıyla 1900 yılında Leibzig’de diğer eserini yayınlanmıştır. Prof. Sechau’nun dekanlığı döneminde Berlin üniversitesi Kürdolojinin önemli bir merkezi olarak görünmektedir. Yine, Kürt edebiyatında saygın bir yeri bulunan Melayé Ciziri’nin "Divan"ı 1904 yılında Prof. Martin Hartman tarafından Berlin’de yayınlanmıştır.

Fransa’da ise, 17. ve 19. yüzyıllar boyunca yapılmış Kürdolojiye ilişkin fazla sayıda belge bulunmaktadır. J. Bapiste Tavernier (1605-1689) Asya’ya yaptığı altı uzun yolculuktan sonra İran, Türkiye ve Irak Kürdistanı’na ilişkin gözlemlerini "Les Six Voyages de J. B. T. La Haye, 1718" olarak yayınlamıştır. Fransa, Amerika, İngiltere, Avusturya, Hollanda, İskandinavya ülkeleri (İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’da özellikle 20. yüzyıldan sonra olmak üzere) Kürtlere ve Kürtçe’ye ilişkin sosyolojik ve dilbilimsel olarak hayli araştırma yapılmıştır. Rusya, İran, Suriye ve Irak Kürdoloji alanında ayrıntılı çalışmaların yapıldığı ülkelerdir.

Amerika’da Kürt dili üzerine yapılan ilk çalışma 1851-1865 yılları arasında Hakkari’ye yerleşen misyoner S. A. Rhea tarafından yapılmıştır. Gramer çalışmasının sonuna Kürtçe-İngilizce 1600 sözcükten oluşan bir de sözlük eklenmiş olan Rhea’nın bu çalışması 1872 yılında basılmıştır. 1919 yılında Mahabat yöresinde konuşulan Mukri diyalekti üzerine çalışmalar yapan L. O. Fossum’un çalışmaları ise "Pratik Kürtçe Bir Gramer" adıyla yayımlamıştır. Yine Michigan üniversitesi’nde çalışan Prof. N. Mc Carus 1958 yılında Kürtçe’nin Süleymaniye Lehçesi üzerine çalışmalar yapmış, ardından "Kürtçe-İngilizce Sözlük" hazırlamıştır. Ayrıca Irak’lı Kürdolog C. Celal Abdullah ile beraber "Kürtçe Temel Kurs" çalışmasını ve ders malzemelerini de hazırlayıp yayınlamışlardır.

"Kürdolojinin anavatanı" olarak ifade edilen çarlık Rusya’sında Kürtlere ve Kürtçe’ye dair tarihsel bir ilgiden söz etmek olasıdır. öyle ki bir dönemin St. Petersburg’u Kürt araştırmalarının önemli bir merkezi haline gelmiştir. özellikle 19. yüzyıldaki savaşlardan sonra Kürtler, Rusların ilgi alanında olmuşlardır! Ancak Rusya’da Kürtler hakkında yapılan ilk çalışma P. S. Pallas’ın (1741-1811) hazırladığı "Tüm Diller ve Lehçelerin Karşılaştırmalı Sözlüğü" isimli dilbilimsel çalışma içinde bulunmaktadır. 149 Asya ve 51 Avrupa dilini kapsayan sözlüğün 77. bölümünde Kürtçe’ye yer verilmiştir. Pallas’ın bu çalışmasındaki Kürtçe sözcükler, J. A. Güldenstadt’in 1768- 1775 yılları süresince Kafkasya bölgesinde yaptığı araştırmalardan elde ettiği sözcükler arasından seçilmiştir. Güldenstadt’in 1781 yılında çalışmalarını yayımlayamadan ölmesinden sonra araştırmaları 1787 yılında, "Reisen durch Russland und Gaucacischen Gebürge, hrsg. Von P. S. Pallas, T. I-II, s. Pbg. 1787-1891" adıyla yayımlanmıştır. 19. yüzyılda Petersburg Kürdoloji’nin önemli bir merkezi olarak, sadece Rus araştırmacılara değil, Fransız, Polonyalı, Alman birçok araştırmacıya çalışma olanağı ve katkı sunmuştur.

Kazan üniversitesi’nde İran filolojisi üzerine araştırmalar yapan I. N. Berezin de (1818-1896) daha sonraları Kürtçe ve ağızlar üzerine yaptığı çalışmalarla anılmaktadır.
Kırım savaşında esir düşen ve Kürtlerle yüz yüze görüşerek çalışmalarını sürdüren diğer bir Doğubilimci ve Kürdolog ise 1827-1884 yılları arasında yaşamış olan P. I. Lerx’tir. Kürt tarihi ve etnografyası alanını kapsayan temel eseri olan "İran Kürtleri ve Onların Ataları Olan Kuzey Haldeliler üzerine Araştırmalar"ı üç kitap olarak yayınlamıştır. Lerx, ilk kitabında Kürtlere dair genel açıklamalarda bulunurken, İran, Türkiye ve Rusya’daki Kürtler üzerinde titizlikle durmaktadır. Lerx, ikinci kitabında Kurmanci ve Zazaca metinlere ve bunların Rusça çevirilerine yer vermektedir. Dilbilimsel çalışmalar ile Kurmanci ve Zazaca sözlük çalımaları ise üçüncü ciltte bulunmaktadır.

1848-1866 yılları arasında Erzurum’da Rusya Konsolosu olarak görev yapan Polonyalı A. D. Jaba da Kürt dili ve edebiyatı üzerine birçok çalışma yapmıştır. çalışmaları, "Receuil de Notices et Extraits Kurdes" olarak 1860 yılında Petersburg’ta yayınlanmıştır. Kürtçe’yi de öğrenen Jaba Kürt aydını ve yazar M. Mahmut Beyazidi ve diğer önde gelen Kürt şahsiyetleriyle tanışarak Kürtlere ve Kürtçe’ye dair bilgisini artırmıştır.2 Araştırmalarını sürdüren Jaba daha sonra, Kürtçe-Fransızca bir sözlük, bir konuşma sözlüğü ve yayımlanmamış bir Fransızca-Rusça-Kürtçe sözlük hazırlamıştır. Jaba’nın çalışmaları Rus Bilimler Akademisi ve Asya Müzesi tarafından desteklenmiştir. Doğubilimci Bernhard Dorn’un (1805-1881) önerileri ve isteğiyle Kürt folkloru, Kürt dili ve edebiyatı, etnografya ve Kürt tarihi üzerine de çalışmalar yapmıştır. Jaba’nın Kürdolojiye diğer büyük katkısı Ferdinand Justi’nin yardımlarıyla gerçekleştirdiği 15.000 sözcüklü "Kürtçe-Fransızca Sözlük" tür. (A. Jaba, Recueil et Resits Kourdes, St. Petersburg, 1879) Jaba’nın kapsamlı ve titiz çalışmaları 17 Ekim Devrimi’nden sonra birçok Sovyet bilim adamınca değerlendirilmiştir. M. B. Rudenko’nun 1957 yılında yayınladığı "A. Jaba’nın Koleksiyonu-Kürt El Yazmaları" çalışması Doğubilimci ve Kürdologlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmıştır.

19. yüzyılda Kürdoloji alanında Rusya’da yapılan diğer bir önemli çalışma da ‘Kürt tarihi’ olarak kabul gören Þeref Han’ın Þerefname adlı eserinin Rusça’ya çevrilmesidir. 1597’de Farsça yazılmış olan Þerefname beş yüz yılı kapsayan Kürt tarihi olarak değerlendirilmektedir. Þeref Han’ın kendi el yazısıyla son düzeltmelerini yaptığı ve 1599 tarihini düşerek imzalamış olduğu nüsha 1828 Rus-İran savaşından sonra Petersburg’a getirilmiş, V. Veliaminov-Zernov tarafından "Scheref-Nameh ou Histoire des Kourdes, Preince de Bidlis" adıyla Farsça yayımlanmıştır. Bir süre sonra Farsça’dan Rusça’ya F. B. Charmoy (1793-1863) tarafından çevrilen Þerefname, ilk cildi 1868’de, son cildi 1875’te olmak üzere dört cilt halinde "Cheref-Nameh ou Fastes de la Nation Kourde" adıyla yayımlanmıştır.

Uzun süre Kürtlerle yaşayan ve Kürtçe’yi de öğrenen Prof. S. A. Egiazarov Kürtçe’ye ilişkin bilimsel çalışmasını Tiflis’te 1891 yılında "Erivan Kazasındaki Kürtlerin Kısa Etnografik Denemesi" adıyla yayınlamıştır. Başka bir Rus dilbilimci olan, A. Chodsko, Fransa’da çalıştığı 1857 yılında Kürtçe’nin Güney lehçesi olarak değerlendirilen Soranice üzerine yürüttüğü çalışmasını, "Etudes philologiques de la Langue Kurde (dialecte Suleimanie) " adıyla, Paris’te, Jornal Asiatique’te 1857’de yayınlamıştır.

Fransa’da 20. yüzyıl başlarında başlayan Kürdoloji çalışmaları daha sonra, 1945 yılında Paris’te açılan Kürdoloji Kürsüsü’nün çalışmaları içinde süregelmektedir. İlk yıllarda Kürt dili üzerine yoğunlaşan Kürsü’de daha sonraları, Kürt uygarlığı ve tarihi ele alınıp incelenmeye başlanmıştır. Bu Kürsü’nün çalışmaları Sorbonne üniversitesi’ne bağlı bulunan Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Ulusal Enstitüsü’nde de sürmektedir. Paris Kürdoloji kürsüsünün 1945 yılından itibaren başkanlığını yürütmüş ve Kürdoloji alanında önemli çalışmalar yapmış olan Roger Lescot’un (1914-1975) 1946 yılında Þam’a görevli gitmesinden sonra onun yerine Kürdoloji Kürsüsü’nün başına Kâmuran Bedirxan (1895-1978) getirilmiştir. 1983 yılında Fransa’da Paris Kürt Enstitüsü kurulmuş ve 1984 yılında İsveç-Stockholm Yüksek öğretmen Okulu bünyesinde Kürtçe bölüm açılmıştır. Burada Kürt dili, tarihi, edebiyatı gibi dersler verilmektedir. Yine Almanya ve Hollanda’da da bu alanda akademik çalışmalar sürdürülmektedir.

1917 Büyük Ekim Devrimi Kürt dili ve kültürünün gelişiminde de önemli bir rol oynamıştır. Sosyalist devrim sadece araştırma ve bilimsel çalışmalar alanında değil Kürtçe’nin gelişiminde eğitim ve öğretimde de geniş olanaklar yaratmıştır. Doğu halklarının esarete ve sömürüye karşı mücadelesinde olduğu kadar onların kültürlerinin gelişiminde maddi ve manevi büyük katkılar sunan Sovyetler Birliği, Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Doğubilimleri Enstitüsü başta olmak üzere hemen her ulus için araştırma ve incelemelerde bulunan birçok bilimsel araştırma merkezine olanak yaratmış ve bunları geliştirmiştir.(3)

1931 yılında Leningrad Devlet üniversitesi, İranoloji Kürsüsü bünyesinde oluşturulan Kürt Semineri, Kürdoloji alanında önemli ve bilimsel bir dayanak oluşturmaktadır. İlk defa Kürt bilim adamları, Kürt olmayan bilim adamlarıyla çalışmaya Sovyetler Birliği’nde, burada başlamış oldular. Daha sonra ilk Kürt Kürdologlardan olan Erebé Þemo, Qanede Kurdo ve Isak Sukerman Kürtçe üzerine çalışmalar yapıp yayınlamışlardır. 1934 yılında Birinci Kürdoloji Kongresi düzenlenmiş, çalışmalar yoğunlaştırılarak sürdürülmüştür. 1957’de Taşkent’te toplanan Tüm Sovyet Doğubilimcileri Kongresi’nde Sovyet Kürdologların sundukları bildiriler Kürdoloji’nin gelişimi açısından çok önemli rol oynamıştır. 1958 yılında Ermenistan Bilimler Akademisi-Doğubilimciler Bölümünün açılmasının ardından Türkoloji, İranoloji, Kürdoloji ve Arabistik çalışma gurupları oluşturulmuştur. 1959 yılındaki Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Doğubilimleri Enstitüsü’nün Leningrad Dalı bünyesinde açılan Kürdoloji Bölümü bu çalışmaların merkezi olarak işlev görmüştür. 1940 ile 1984 yılları arasında Sovyet Kürdolojisi’nin değişik dallarında 19’u Kürtçe üzerine olmak üzere 75 doktora tezi hazırlanmıştır.

ünlü Sovyet Doğubilimcileri N. Marr, I. Orbeli, V.A. Gordolevkski ve V. F. Minorsky ve birçok Sovyet bilim adamı Kürdoloji’ye neredeyse hayatlarını adamışlardır. Ekim Devrimi’nden birkaç yıl sonra Hakop Gazaryan’ın hazırladığı Kürtçe alfabe, "Þems" 1921’de yayımlandı.

Kürdolog ve Doğubilimci Minorsky ilki 1873 yılında Paris’te toplanmış olan ve 3-4 yılda bir toplanan Uluslararası Doğubilimcileri Kongresi’nin 8 toplantısına katılmış ve Kürdoloji üzerine katkılarda bulunmuştur. 1938 yılında Brüksel’de gerçekleşen Uluslararası Doğubilimcileri 20. Kongresine sunduğu "Kürtlerin Kökeni" bildirisi uluslararası düzeyde önemsenmiştir. Bugün, İtalyan Garzoni "Kürdoloji’nin babası", Sovyet V. F. Minorsky ise; "Modern Kürdoloji’nin babası" olarak anılmaktadır.

Ancak, dünyada durum böyleyken, Türkiye’de Kürdoloji prangaya vurulmuştur. Hem Kürtlerin yaşadığı diğer coğrafyalardaki bilimsel ve kültürel gelişmelere, diğer ülkelerdeki çalışmalara bakıldığında açıkça görülen Türkiye’de Kürtler ve Kürtçe’ye ilişkin baskı ve inkârın süregeldiğidir. Oysa tarihte bu topraklar Kürt kültürü bakımından önemli bir kaynak olmuştur. özellikle, Beyazid, (Doğubeyazıt) Diyarbakır, Hakkari ve Bitlis şehirleri Kürt kültürünün önemli merkezleriydi. Ahmedé Xani, Þeref Han, Mahmut Beyazidi başta olmak üzere bir çok Kürt aydın ve düşünürü buralarda yetişmiştir. ünlü Türk gezgini Evliya çelebi 10 ciltlik Seyahatname’sinde Kürtler ve –kendi ifadesiyle– Kürdistan üzerine ayrıntılı bilgiler vermiştir. Evliya çelebi kendi dönemi bakımından Avrupalı ve Batılı diğer gezginlerden daha kapsamlı bir gözlemle dönemin Kürdistan’ına dair önemli bir kaynak bırakmıştır. ‘Evliya çelebi Seyahatnamesi’ birçok dile çevrildiği gibi, ilk defa 1979 yılında Irak’ta Kürtçe’ye de çevrilerek yayımlanmıştır.4 Bazı araştırmacılar Evliya çelebi’nin eserini Kürt tarihine tutuğu ışık bakımından Þerefname’den sonraki önemli ikinci kaynak, "... Kürtler hakkında ilk sosyolojik çalışma" olarak değerlendirmektedir.5

önemli bir geçmişi olan ve büyük bir literatür oluşturan Kürdoloji çalışmalarının küçük bir dökümünü yapmaya çalıştığımız bu yazı, günümüzde küçük bir ilçede kendi dillerinde edebiyat ve dil araştırmaları yapmaya çalışan on iki Kürt aydınının başına gelenleri tarihsel bir trajedi olarak değerlendirmemize yardım ederse, amacına ulaşmış olacaktır.

1. Rohat, "Kürdoloji Biliminin 200 Yıllık Geçmişi" s. 33
2. Mahmut Beyazidi’nin Jaba’nın çalışmaları içerisinde bulunan "Kürt Adetleri ve Gelenekleri" isimli el yazması 1963 yılında Moskova’da yayınlanmıştır.
3. A. Bonnard, "Sovyet Edebiyatı üzerine", s. 16, Evrensel Basım Yayın
4. Seid Nakam, "Seyahatnameyi Ewliye çelebi", Bağdat,1979
5- Martin van Bruinessen, "Onyedinci yüzyılda Kürtler ve Dilleri: Kürt Lehçeleri üzerine Evliya çelebinin Notları, Studia Kurdica", No: 1-3, Paris-1985

* Nübar adlı Kürtçe-Arapça sözlük 1892 yılında İstanbul’da Yusuf Ziyaeddin Paşa tarafından "El Heddiye’l-Hamidiyye fi’l-Lügati’l-Kurdiye" adıyla yayınlanmıştır
yorum | | Devamı...

Kürt Dili ve Edebiyatı Portresi

Unknown 22 Temmuz 2013 Pazartesi 18:40

22 Temmuz 2013 Pazartesi


 Kürt dili; Hint-Avrupa dil  gurubunun Aryan kolundandır..Her ne kadar Kürtçe İrani diller ailesinin kuzeybatı grubu içinde yer alıyorsa da, o kesin hatları ile,  Farsça’dan tamamen bağımsız bir dildir.
Kürt dili Kürdistan diye adlandırılan ülkenin yaygın ve çoğunluk insanın konuştuğu bir dildir. Bilindiği gibi Kürtler bu gün hala,  Türkiye, İran, Irak, Suriye, Ermenistan devletlerinin “ Misaki Milli “ sınırları arasında yaşamaktadırlar ve bağımsızlıktan yoksundurlar.

Kürtlerin dünyadaki toplam nüfusu 50 milyona yakındır. Güney parçasını saymazsak eğer ( orada federe bir Kürt yönetimi var ve Kürtler kendi kaderlerini tayin etme konusunda diğer parçalara nazaran özgürdürler.) bu büyük nüfusa sahip halkın hala kendi devleti yoktur. Kürtler hala Türkiyenin, İranın ve Süriyenin “ Kürtleri “ diye adlandırılmaktadırlar ve  coğrafyalarında özgür değillerdir.. Bu gün Dünyadaki  52 bağımsız  devletin toplam nufusu, Kürtlerin toplam nüfusundan daha  azdır.

Başka bir deyişle dünyada bu gün bağımsız devlet olarak egemenliğini sürdüren 52 devletin toplam nüfusu, Kürt nüfusundan daha azdır.Buna karşın Kürtlerin bir devleti yoktur.

Kürt dili, dünyanın en eski dillerindendir. Bu gün sadece Irakta resmen tanınmaktadır. Sadece Kürt federe bölgesinde Kürt dili, resmi dil statüsündedir.

Bu bölgede kamusal alanda ve devlet bürokrasisinde egemen olan lehçe ise sorani lehçesidir. Güney ve Doğu parçalarının çoğunluk lehçesi Sorani olsa bile, genel Kürt nüfusu bakımından Kurmanci lehçesi, Kürtlerin yaklaşık % 60 lık bir bölümü tarafından kullanılan en yaygın lehçedir. Kürtçenin sadece Kurmanci lehçesi ile en son hazırlanmış olan sözlük ( sayın İzoli ve sayın Zana Farqininin sözlükleri )  130 binden fazla kelime içermektedir. Kürt dilinin kullanılamamadan ötürü en az bir o kadar da kelime kaybına uğradığı savlanmaktadır. Sorani, Zazaki , Lori, gorani ve Hawraman lehçe ve ağızları da eklendiğinde, bu dilin genel kelime hazinesinin 200 binin üstünde olduğu kabul görmüş bir gerçekliktir.

Bunun dışında ( Irak Hariç ) tarihte hiç bir zaman resmi dil sıfatında eğitimde, siyasette ve kamusal alanda Kürtçe yaygın bir biçimde kulanım şansı bulamamıştır. Buna karşın, onca asimilasyon, özümleme ve yozlaştırma uygulamalarına karşın hala yok olamamıştır. Kürtçe, Zengin bir edebiyat ve kelime hazinesine sahiptir.

Kürt edebiyatı, sözlü  ve yazılı edebiyat olarak kendini göstermektedir. Sözlü edebiyat, Dengbéjlerin çağlardan taşıyarak ( söyleyerek ) getirdiği anlatım edebiyatıdır ve çok eski tarihlere dayanmaktadır. Kürt edebiyatı sözlü geleneğinden beslenerek çağlar boyu bu güne gelebilmiştir.

Yazılı edebiyatın ilk ürünü olarak da, 950 yılı dolaylarında, ünlü Kürt Şair BABA TAHİRÊ ÛRYAN ( 935-1010) tarafından Hamedan kentinde, ( Bazı kaynaklar, şaire Tahir Hemedani de demişlerdir. ) yazılmış olan Rübaileri örnek vermek yeterlidir. Ömer Hayamın rübaileri Baba Tahirden uzun yıllar sonra kaleme alınmıştır. Sözlü Kürt  edebiyatının tarihi binlerce yıl öncesine kadar  uzanır. 

Kürt edebiyatının ve şiirinin en çok yaygınlaştığı lehçesi Soranicedir. Süleymaniye Kentinin alınmasından sonra ,  Kürt edebiyatı, büyük bir ivme kazanmıştır. 200 yıl içinde binlerce edebi eser yazılmış ve yayınlanmıştır.  Bu eserlerin hemen tümü Arami ( Arapça diye ifade edilen ) yazı karekteri ile ( alfabe ile ) yazılmıştır. Saddam Zamanında bile Kürtçe o bölgede yasaklanmamıştır.

Botan beyliği döneminde Kurmanci lehçesinden eserler rastlamaktayız. Daha sonrada Erdelan beyliği döneminde Mah Şeref Xanım ( Mesture Erdelani ) gibi önemli yazarlara rastlanır. Baban emirliği zamanın da ise, Salim, Nali ve Kurdi gibi, Kılasik Kürt edebiyatının en önemli üç şairi ortaya çıkmıştır. Wefai ve Haci Qadiré Koyi de, bu dönemin diğer ünlüleridir. Ama Piremérd, yakınçağ Kürt şiirinin duayenlerindendir.

Erdelan ve Baban beyliği döneminin edebiyat lehçesi soranicedir ve eserler bu gün Arap alfabesi olarak bilinen Aramice aifabe ile yazılmıştır.İran parçasının en ünlü şairleri Hémin, Kane Muzher ve Hejardır.

Türkiyede ise,Cigerxwin ve Osman Sabri en başta gelenlerdir.

Modern Kürt edebiyatının en önde gelen şairi Abdullah Gorandır. Kürt dilinin Soranice lehçesi ile  yazılmış İlk Kürt romanı 1950 li yıllarda İbrahim Ahmed tarafından yazılan  ve daha sonraları da, Rüstem Cemili adlı Kürt yönetmen tarafından sinemaya uyarlanmış olan JANA GEL adlı romandır. Bextiyar Elinin yazdığı,EVAREY PERWANE ise ilk modern Kürt romanı olarak kabul edilir. Daha sonraları ise ŞAR romanı gelmektedir.

Kürtlerin kullandığı bir başka alfabe de, Kiril alfabesidir. Ermenistan  ve eski SSCB ülkelerinde kullanılmaktadır. Giderek gerileyen bir alfabedir. Kürtler çok da rağbet etmemektedirler.

Ereb Şemonun kiril harflerle 1930 lu yıllarda  yazdığı ŞİVANÊ KURD adlı roman da, çağdaş romana örnek verilebilinir. Eğer uzun öyküler tarzında yazılmış olan bu yapıta roman diyecek olursak, buna göre Şivanê Kurd de en önde gelen Kürt romanıdır.Bu  roman kirilce yazılmıştır. Daha sonraları, il kez Özgürlük Yolu yayınlarınca Kurmanciye, ve daha sonraları da aynı yayın evi tarafından Kürt Çoban adı ile Türkçeye çevrilmiştir. Erebê Şemo, Şekroyé Xudo, Heciyé Cindi, Casimé Celil, Celilé Celil, Ekseré Boyik, Karlané Çaçan,Tosiné Reid, Weziré Eşo,Emeriké Serdar, Xelîlê Çaçan, Temurê Xelil ve daha onlarca kişi eski SSCB ülkelerinde ; önceleri Kiril daha sonraları da Latin harfleri ile eserler vermişlerdir.

Kürt dilinin eski ve güçlü edebi ürünlere sahip diğer  lehçesi de Kurmanci lehçesidir. Bu lehçe ile yazmış en önemli  Kürt şairler, Elî Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Ehmedê Xanî (1650-1707) 'dir. Ehmedê Xanî tarafından yazılmış olan Mem û Zîn adlı eser ilk kez 1730'da, yayınlanmıştır. Bu şairlerin kullandığı alfabe de, Aramice, yani Arap alfabesiydi.

Yüzbaşı Noelin tavsiyeleri doğrultusunda, Ünlü Kürt düşünürü Mir Celadetin kararı ile, Latin alfabesi de Kürt dili ile tanışmıştır. Kürtlerin Latin harfleri ile tanışması son yetmiş yılda gerçekleşmiştir. Bu nedenle yaşı yetmişin altında olan Kürtler , önceki dönemlere ait yazılı eserlerden yararlanma şansı bulamamıştır. Keza yetmiş yıla yakındır ki Irak ( Güney ) ve İran ( Doğu ) Kürtleri de Latin harflerle gelişip yaygınlaşan Kürtçe eserlerden istifade edememektedirler.

Kuzey de ise.  (Türkiye parçası ), son yıllarda, özellikle de sürgünde güçlü edebi eserlere rastlamaktayız. Kurmanci lehçesi ve Latin harfleri ile yazan Kürt edebiyatçılarının başında, Mehmet Uzun, Jan Dost, Kemal Burkay, Murad Cıwan, Mahmud Lewendi, Fırat Ceweri,Helim Yusif, Feqi Hüseyin Sağnıç, Muhsin Kızılkaya, Mustafa Aydoğan, Enwer Karahan, Malmısanıj, Lokman Polat, Munzur Çem, Rohat Alakom, Felat Dilgeş, Ziya Avcı, Aram Gernas, Hasan Kaya, Zana Farqini, Sami Tan, Abdullah Varlı, Ali Karadeniz ve adını sayamadığımız bir çok yazar ve edebiyatçı Kürt dilinin gelişmesine önemli katkılar sundular.

Dildeki lehçe farkları, kullanılan farklı alfabeler ve Kürtlerin bölünmüş yapısı daha güçlü bir dil ve edebiyatın doğmasını engellemiştir. Kürt edebiyatı, Kürtlerin birlikte yaşadığı ulusların edebiyatını da etkilemiş ve onlardan da etki görmüştür. Keza benzer bir duruma dil alanında yaşanmaktadır. Kürt dilinde de,  karşılıklı etkileşime rastlamak mümkündür. Bu doğal ve kaçınılmaz bir sonuçtur.
Nav Kürd
yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *