Güncel Başlıklar:
ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kanlı Gül - Abdullah Goran

Unknown 19 Ocak 2015 Pazartesi 22:24

19 Ocak 2015 Pazartesi



Kanlı Gül

Erkek:
Bak şenlik ve düğün var o evde
Davul ve zurnanın sesini dinle
Bir arada kadın ve erkek, sarıyla kırmızı iç içe
Sen yoksun bu hâlâyda sadece
ALLAH aşkına çabuk ol gidelim düğüne biz de
El ele verip hâlây çekelim sevgiyle

Kız:
Yoksa başımda taç al güllerden sarı güllerden
Durmam hâlâya, gelmem düğüne!

Erkek:
Kız böyle de güzelsin, böyle de güzelsin
Ateşli bakışlarınla yürekleri yakarsın
Sonbahar, yaprak dökmüş ağaçlar. Bahçe kurak
Nerede ki gül?
Dudağının gülümsemesiyle güller açar

Kız:
Yoksa başımda taç al güllerden sarı güllerden
Durmam hâlâya, gelmem düğüne
Gönül verseydin eğer bana bütün yüreğinle
İki demet gül getirirdin paşanın bahçesinden!

Erkek:
(Bir şarkı mırıldanıp gidiyor)
Karşı kıyıda paşanın bahçesi
Sarmış düşman dört bir yanı
Gidersem yoluma çıkarlar
Gitmezsem selvi boylum kızar
(Uzaklaşır köyden yavaş yavaş)

Erkek:
Dikkatlice aradım paşanın bahçesinde
Sarı vardı, getirdim. Kırmızı düşmedi elime
Bilmem gelir misin şimdi hâlâya düğüne?

Kız:
Gelmem başımda olmazsa kırmızı bir demet

Erkek:
(Yakasını açıp)
Sarmak istemiyor musun yüreğimdeki bu yarayı?

Kız:
İmdat! Düşmanın tüfeği mi yaraladı?!
Gel uzan dizime yatır başını
Ki tutayım kendini güle feda etmiş bu yüreği.


Abdullah Goran (1904-1962)
Çeviren: Osman Mehmed
yorum | | Devamı...

Kırık Mozaik - Hicri İzgören

Unknown 1 Ocak 2015 Perşembe 02:56

1 Ocak 2015 Perşembe



Kırık Mozaik

Kör bir kuyuda yitirdim suretimi belki bir yezidiyim
Bir ceylanın gözlerine akşam çökünce
Sanki yağlı kementler dolanıyor boynumda
Düşlerimde kanlı çocuk kundakları
Delik deşik ağtlar bin yıllık çıban
Eski bir yalan oluyor babil söylenceleri
Toprağa ateşe su ve rüzgâra
Kan damlıyor avestanın sayfalarından

       Her coğrafyaya bir renk işledim belki bir çingeneyim
       Kırlarda unuttum desem de düşlerimi
       Sönmedi o ateş hep yandı bedenimde
       Kondular beni kendine benzetemedi
       Her toprakta ölülerim var
       Atlaslar parçalar yüreğimi bu yüzden
       Ateşten bir ordudur bütün sınırlar

Ertelenmiş bir acıyım belki bir ermeniyim
Ziyaretçisi olmayan bir mezartaşı gibi
Hep tenha oldum nasibimi bilirim
Bütün replikler yanlış şifrelenmiştir
Yüzümün çizgilerinde durur rivayet
Her gün yeniden çarmuha gerilirim

       Bir sığınmayım sanki bu dünyada belki bir süryaniyim
       Eski bir çeşme gibi artık su akıtmayan
       Silmeye çalışmayın anıların izini
       İçinde yarım kalmış günlüklerimle
       Gümüş işlemeli bir sandık gibi kalayım öyle
       Varsın hüzün sözcüğü eşanlamlı tutulsun ömrümüzle
       Ben yine her gece kulağına fısıldarım taşların
       Yüzümü serin sularında yıkarım
       Dicle kirvem olur milattan beri .

A.Hicri İzgören

yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *