Güncel Başlıklar:
şerko bekes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şerko bekes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Üç Dil ve Dört Kırbaç

Unknown 3 Şubat 2015 Salı 18:35

3 Şubat 2015 Salı



Üç Dil ve Dört Kırbaç

Dünyanın sayısız ilgileri arasından
tanırım
uzakta da olsa
benim olan ilgiyi
yeşil saçından
ve kanlı sakalından.
Omuzlarında dört tane haç taşır,
peşi sıra gelir ölüm
üç değişik dille ve
ve dört kırbaçla,
ve boynuna geçirir ilmiği.
Fakat buna rağmen
ne diz çöker
ne de ölür karşı koymadan.

Şêrko Bêkes


yorum | | Devamı...

Darp - Şerko Bekes

Unknown 31 Temmuz 2014 Perşembe 04:28

31 Temmuz 2014 Perşembe



Darp

Bana göre
Şiirin ve çivinin
Başı birbirine benzer,
İkisinin de,
Sivri uçları dalınca derinlere,
Şiirin üstünde acının
Çivinin üstünde ise çekicin izleri kalır.

Şerko Bekes
yorum | | Devamı...

Şêrko Bêkes ve Kürdün Kimsesizliği

 

Çeviri, şiirin asıl ruhunu yansıtmaz. Hatta çevirinin şiiri öldürdüğü denir. Şêrko Bêkes'in Belge Yayınları'nca, gazeteci-yazar Sirwan Rahim'in önsözü ile "Güneyden Şiir Yağmuru" adıyla Türkçeye çevrilmiş şiir kitabını da bu önyargıyla okumaya başladım. Daha önce Kürtçenin Soranî lehçesinde dinlediğim Bêkes'in şiirlerinin çevirisinin aynı tadı vermeyeceğini biliyordum. 
Onun Türkçeye çevrilen şiirlerinin Soranî lehçesini düşünmek için, bu lehçeyi tam bilmek de gerekmiyor. Ki kitabı okurken Soranî'nin şiirsel akışkanlığını düşünmek bile, şiirlerin aslını okumak kadar zevk veriyor. Ancak aslın yerini hiçbir şey tutamayacağı için Şêrko Bêkes'in Soranî şiirlerini okumakta fayda var. 

Şêrko Bêkes gibi Silêmanî doğumlu olan Sirwan Rahim, Soranî'nin yanı sıra Kurmancî, Türkçe, Almanca ve İngilizce de bilmesi, çevirilen şiirlerde anlam kaymasını yok denecek kadar azaltmış. 1940 doğumlu Bêkes, kendi tabiri ile 'çocukluğundan beri' şiir ile yaşar. Babası Fayeg (Faik) Bêkes, 1900'lü yılların önemli Kürt şairlerindendir. Fayeg'in onlarca şiiri, hala şarkı ve marş olarak söyleniyor. Ve oğlu Şêrko Bêkes de, 8 yaşından günümüze kadar aralıksız olarak Kürt edebiyatına, özellikle de şiirine katkı sunmaya devam ediyor. Şiir yanında öykü ve tiyatro alanlarında toplam 41 esere imza atmış olan Şêrko Bêkes'in kitapları Türkçe yanı sıra İngilizce, Arapça, Farsça, İtalyanca, Almanca ve Flamanca gibi çok sayıda dile çevrildi. 
Eserleri yıllardan beri sınırları aşsa da, Şêrko Bêkes her şeyden önemlisi kendi dili ile halkına ulaşmayı en önemli görev sayıyor. Halen de Silêmanî'deki çarşının bir pasajın ikinci katında, ilerlemiş yaşına rağmen Serdem Yayın ve Dağıtım Evi'nde kendisi ile birlikte Silêmanîli genç Kürt edebiyatçı ve şairlerinin kitaplarının basımı ve dağıtımı ile ilgileniyor. Şiir ve edebiyat, onun yaşamının tümünü kapsıyor. Öyle ki günlük konuşmalarını yaparken yenir bir şiirini mi okuyor, havadan sudan mı söz ediyor, anlamak bir hayli zor...
Bêkes'in şiirlerinin ana temasını, doğa ve özgürlük oluşturuyor. Ayrıca peşmergelik yaptığı yıllarda devrim ve direniş üzerine de çok sayıda şiir yazdı. Edebiyat, özellikle de şiir dili olarak Kürtçe'nin Soranî lehçesinin yanı sıra Kurmancî lehçesini de çok iyi kullanan Bêkes'in şiirlerinde kullandığı dil ve tarzda, etkilendiği Kürt şairlerinden sıyrılarak kendi stilini yaratıyor. 
"Güneyden Şiir Yağmuru" kitabında Bêkes'in kendi stilini en iyi yansıttığı uzun baladlarından Derbendî Pepûle (Kelebek Boğazı) ile birlikte 140 şiiri bulunuyor. Binlerce şiiri arasından seçilen bu şiirlerde doğa ve özgürlük yanı sıra, özellikle de aşk ve yurtseverlik temalı eserleri bulmak mümkün. Ülkesinde yaşanan Enfal ve Halepçe katliamlarını annesinin ağzından 
"ah tanrım ah
ne zaman
kürdistanı da ziyaret edeceksin" 
diye bir yandan sorgularken, (Kürtler ve Tanrı bir birine benziyorlar; ikisi de ortaksız ve kimsesiz) katliama tanık olanların hislerine tercüman oluyor. 
Seçkideki en yalın şiiri ise, hiç şüphesiz "Ayrılmak":
Eğer
gülü biçerlerse
dört mevsimimden
bir mevsimim ölür
eğer sevgiyi çıkarırlarsa
iki mevsimim ölür
eğer ekmeği çıkarırlarsa
üçü ölür
ama eğer özgürlüğü çıkarırlarsa
yılım ölür.
ve bende ölürüm
Bu mısralar ile aynı zamanda şiirlerindeki öncelikleri görmek mümkün. "Güneyden Şiir Yağmuru" kitabında Kak Şêrko'nun şiirlerini Türkçe okurken, arka fonda Soranî'nin şiirsel tınısını duyumsamak, onun şiirlerinin verdiği hazzı muazzam artıracaktır. 

Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesi

* * *

Bajar

'Îro tenê di navbera du saetan de
li nav sînga bajarê min pêncî çem xeniqandin'
Qudis wisa got.
'Îro tenê di nav yek saetê de
di nav serê bajarê min de
sed stêrkên min serjê kirin.'
Hîva şeva ezmanê Santîago wiha ji min re got.
'Îro tenê di nav nîv saetê de
li ser kevirê reş î pişta min
mêjiyê gelek mirovên min perçiqandin.'
Hespekî reş î bijsor ê Afrîkaî wiha ji min re got.
Min jî got;
'Birano!
Tenê cudahiya navbera me ev e
Bajarê min wisa kuştin ku, deqîqe jî pê nehisiya.'

Şêrko Bêkes



Şêrko Bêkes ve Kürdün kimsesizliği / Mazlum Özdemir

yorum | | Devamı...

Simge

Unknown 18 Şubat 2014 Salı 03:13

18 Şubat 2014 Salı


Simge

Mesih’ten sonra
haç simgesi oldu onların.

- Kürdistan’ın şehitlerinden sonra?
- Üzerinde bir darağacıyla her birinin resmi olan
bir madalya yapıyorum, taşımak için göğsümde. 


Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Hapishane

Unknown 22 Ocak 2014 Çarşamba 04:08

22 Ocak 2014 Çarşamba



Hapishane

Bir gün bir hapishane
isyan etti kendi duvarlarına.
Kendi kapılarını açmayı reddederek
yıkılmayı talep etti hapishane.
Hemen geldi cellâtlar,
tutukladılar hapishaneyi, çullandılar üzerine
ve sorguladılar onu: “Konuş,
kimlerle işbirliği yapıyorsun?”
İşkence altında inledi hapishane,
çözüldü ve itirafçı oldu.
Kendi eliyle yazdı hapishane
cellâtların mahkemesinde
milyonlarca insanın adını.


Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Yol

Unknown 28 Kasım 2013 Perşembe 07:52

28 Kasım 2013 Perşembe



Yol

Bir gün dünya bir volkan doğurdu,
ve o volkan Ağrı Dağı gibi oğullar doğurdu.

Adları Baskı ve İsyan olan ikizler
doğdu Kürtlere kaynak olan
Ağrı Dağı’ndan


Bunlardan da yollar doğdu
Yılmaz Güney’inki gibi.



Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - Ayrılık

Unknown 6 Ağustos 2013 Salı 10:17

6 Ağustos 2013 Salı



Ayrılık

Eğer çiçekleri ayırırlarsa
şiirlerimden
ölür dört mevsimimden biri.

Eğer sevdiğimi ayırırlarsa,
ölür dört mevsimimden biri.

Eğer ekmeği ayırırlarsa,
ölür dört mevsimimden biri.

Eğer özgürlüğü ayırırlarsa,
ölür bütün mevsimlerim
ve o zaman
ben de ölürüm.

Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye / Irak)
Kürtçe’den Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - Mücevher



Mücevher

Eski bir söylence der ki:
Şiirin biri
Sultan’ın elmaslarıyla süslemiş kendisini.
Günler geçmiş, ve bir gün
Sultan ölmüş.
Padişah’ın emriyle
Sultan, elmasları ve şiir
aynı mezara gömülmüş.


Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye / Irak)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - İnceleme


İnceleme


Fırat ve Dicle neden oluşur?
Sudan oluşur elbet,
fakat suyun rengi olmadığı halde onlar hep kan kızılıdır.
Suyun tadı da yoktur, fakat onlar
tarih yangınlarının tadını taşırlar hep.
Suyun kokusu da yoktur, fakat öldürülen kızlarımızın
ve oğullarımızın saçlarının kokusu gelir onlardan hep.

Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye / Irak)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - Seçim


Seçim


Gecenin kütüphanesindeki bütün kitaplar arasından
birini seçtim:
yabancı bir yıldızın yalnızlığını anlatan
bir öyküyü.

Dağ şarkılarının arasından
birini seçtim:
kesilmiş meşe ağacının özgürlük şarkısını.

Anımsanan bütün düşler içerisinden
birini seçtim:
çocukluğun sarı ve kızıl düşünü.

Fakat
Yurt, halk ve toprak sevgisini
ya da anamın gözlerine beslediğim sevgi
benim seçimim değildi,
bu sevgiler
ruhumda
diğer sevgilere göre
daha aydınlık
daha sıcak
ve daha büyük olsalar bile.

Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye / Irak)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - Birlikte



Birlikte

Bir akşam bir kör
Bir sağır ve bir dilsiz
Oturmuşlar bir süre birlikte
Bir bahçede.
Hayat doluydular, zariftiler ve gülümsüyorlardı.
Kör gördü dünyayı
Bir sağırın gözleriyle.
Sağır duydu
Dilsizin kulaklarıyla
Ve dilsiz anladı dudakların
Hareketlerini ve diğerlerinin yüzlerini.
Ve üçü birlikte
İçine çekiyordu kokusunu çiçeklerin.

Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - Sevgi



Sevgi

Toprağın yüreğine dayadım kulağımı
Yağmura sevgisini anlatıyordu

Suyun yüreğine dayadım kulağımı
Kaynaklara sevgisini anlatıyordu

Ağacın yüreğine dayadım kulağımı
Yaprağa sevgisini anlatıyordu

Sonra sevginin yüreğine dayadım kulağımı
Bana özgürlüğü anlattı


Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şerko Bekes - Düğme

Unknown 4 Ağustos 2013 Pazar 13:01

4 Ağustos 2013 Pazar


Düğme

Bu dağ benziyordu
Sanki
Yılın oniki ayı üşüyen
Ve üzerinde
Uzun, boz renkli ve dar bir paltosu olan
Uzun ve zayıf bir adama.
Önünü iliklemişti paltosunun
Dört tane dev kayayla.
Bu dağ böyle yaratılmıştı.
Bugün
Şafak sökerken
Bombaladılar onu.
Korktum o adam için.
Sonra baktığımda kendisine
Duruyordu tıpkı
Daha önce durduğu yerde
Yalnızca paltosunun bir düğmesi
Çözülmüştü.

Şêrko Bêkes (d. 1940, Süleymaniye)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
yorum | | Devamı...

Şêrko Bêkes: Şiir ruhların ortak dili ve kesişim noktasıdır..

Unknown 10 Temmuz 2013 Çarşamba 13:16

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Şerko Bekes Kimdir, Hayatı

 Şêrko Bêkes: Şiir ruhların ortak dili ve kesişim noktasıdır..

1940 yılında Süleymaniye de doğdu. Ünlü Kürd şairi Faik Bêkesin oğludur. Faik Bekesin de Kürd edebiyatında önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Şerko Bekes, bu güne kadar inanılmaz sayıda şiir yazdı, bu şiirler bir çok dile tercüme edildi.Bir çok Avrupa dili yanı sıra, Türkçeye de Doz yayınları tarafından kazandırıldı. Şair yaşayan en önemli toplumsal gerçekçi kürt şairdir. Bu güne kadar iki önemli ödül almıştır. 1987 yılında İsveç Peni tarafından TOCHOLSKI ödülüne layık görüldü. Daha sonralarıda kendi ülkesinin kendinden önceki önemli şairlerinden PİRE MERT adına tahsis edilen ödülü aldı. Halen 1998 de kurulmuş olan Serdem adlı kültür merkezinin başkanlığını yürüten şairin 31 adet yayımlanmış kitabı vardır. 1993 yılında Kürt Federe Devletinde 1 yıl süre ile Kültür Bakanlığıda yapmış olan şair ; mensubu bulunduğu hükümetin anti demokratik kimi uygulamalarına tahammül etmeyerek kabineden ayrıldı ve bir daha benzer görevler almadı. Kürt şiirinde kısa şiir geneleğinin öncüsü olan şair, Abdullah GORAN dan sonra çağdaş Kürt şiirinin en önemli ismidir. Şêrko Bêkes’in yaşamı henüz o hayatta iken Yönetmen SİRWAN REHİM tarafından filme anılarak bir belgesel haline getirildi. Geçt6iğimiz günlerde İstanbulda konuk ettiğimiz Şair ile yazarımız Latif Epözdemir Kürtçenin Sorani lehçesi ile bir söyleşi yaptı. Bu söyleşi ile birlikte, şairin birkaç şiirinden kısa dizeleri de Türkçeye çevirerek sizlere sunuyoruz.
SIZI ( ÊŞ )
Ben uzun boylu bir sızıyım
Başka bir acının 
omzuna konmadan
Yaralar nerede ise 
Beni bulur, yoksullar nerede ise 
Ben onları bulurum.
Yaşayan en büyük Kürd şairlerinden biri olduğunuzu söyleyen eleştirmenlerin görüşlerine katıldığımı belirtmek isterim. Bu konuda tevazüye gerek olmadığını da biliyorum. Şêrko Bêkes, bu konuda neler düşünüyor.
Bu konuda bir şey söyleyemem ben kendini öven şairlerden değilim şiirlerimi ve kendimi fazla övecek değilim eğer halk böyle takdir etmişse insanlar böyle görüyorsa bir bildikleri vardır ama ben kendime dair olarak belirtmek isterim ki halkla aynı görüşte değilim .
Özellikle Soran Kürdleri arasında en çok sevilen ve Türkiye de tanınan bir şairsiniz Türkiyedeki Kürdler de sizi çok severek beğenerek okuyorlar. Hatta çoğu birkaç şiirinizi ezberlemiş durumda.En son iki yıl önce Diyarbakır Belediyesinin düzenlediği bir festivale katıldınız ve o festivalde şiirler okudunuz.Dinleyenlerin tepkisi konusunda ne düşünüyorsunuz.Ne tür tepkiler aldınız.?
Benim rüyamdı bir gün Diyarbakır gibi önemli bir kentte sahneye çıkıp Kürdçe şiir okumak. İki yıl önce bu rüya gerçek oldu. Diyarbakır Büyük şehir Belediye Başkanı sayın Osman Baydemir e teşekkürlerimi sunuyorum. o etkinlikte beni sahneye bizzat kendisi davet etti ve beni sahneye davet ederken şunu söyledi: ‘her ne kadar Şérko nun soyadı BÊKES ise de Şêrko Bêkes kimsesiz değildir o kırk milyon Kürd ‘ün akrabası ve kardeşidir,babasıdır, dedesidir. Tüm Kürdler onun akrabasıdır dolayısıyla soyadının Békes (kimsesiz) anlamına geliyor olması gerçekte bir şey ifade etmiyor’ aşağı yukarı bir saat sahnede kaldım ve Kürdçe şiirler okudum. Sorani lehçesinden şiirler okudum Sorancanın da Türkiye de anlaşılmadığını çok iyi biliyorum ancak ben sahneden indikten sonra salon daki birkaç kişiye sordum ‘hepiniz sessizce beni dinlediniz peki acaba benim neler söylediğimi anlayanınız var mı’
Dediler ki :’’ Hayır biz Soraniceden anlamıyoruz ne dediğinizi de anlamadık ama ruhlarımız kesişti ruhen sizi duyabildik .” Ve her halde şiirin en önemli özelliği de zaten bu olmasa gerek. Ruhların ortak dili ve kesişim noktası..

DARP
Bana göre 
Şiirin ve çivinin 
Başı birbirine banzer, 
İkisininde,
Sivri uçları dalınca derinlere 
Şiirin üstünde acının
Çivinin üstünde ise çekicin izleri durur.
Kürd dilindeki farklı lehçeler sorunu nasıl çözülebilir.? Kürdler birbirlerini farklı lehçelerden ötürü çok iyi anlayamıyorlar? Bu durum kendi aralarındaki iletişimi nasıl etkiliyor.?
Bu bir siyasal iktidar sorunudur. Yani Kürdlerin siyasal yönetimleri ancak bu soruna çözüm getirebilir.Bir özgür Kürd yönetimi bunu çözebilir. Hazır Kuzey Irakta bir Kürd yönetimi varken, sanırım bu hepimizden önce onların sorunu olmalı. Bunun üzerine çalışmalar yapmaları gerekiyor. Ayrıca bizim kendi aramızda bu lehçeler sorununu çözmemiz , yani farklı lehçelerdeki farklılıkları giderip tekleştirmemiz, yani özcesi farklı lehçeleri tekleştirmemiz, dili tekleştirmemiz iletişim sorununu çözmez, dil ile iş aynı anda kullanılmaya başlanırsa, dil ile ekmek aynı anda kullanılmaya başlanırsa, o zaman çok kolay bir biçimde karşılıklı olarak kişilerce meramlar anlaşılacaktır.
Yani teorik olarak karar almak yetmiyor. Pratik gerek. Bu pratik ise somut yaşama uyarlanıp orada zorunlu koşulmazsa lehçe ayrılıkları sürer ve yakınlaşma sağlanamaz. Ekonomik yaşamın ticaretin ortaklaşması, pazarın ortaklaşması, ortak Pazar dilini zorunlu olarak yaratır zaten.
Kürdçe’nin iki büyük lehçesi var. Sorani ve Kurmanci.Bu lehçeler çok yaygın olarak kullanılıyor. İki farklı alfabe de var. Kanaatime göre, bu iki lehçede kullanılmalıdır. Her ikisi de özgün halleriyle kalmalıdır. iki alfabe de özgün halleriyle kalmalıdır. Biz birbirimizi anlayabilmenin farklı yollarını denemeliyiz. Bu iki farklı lehçenin ve alfabenin özgün olarak kalması Kürdler için bir zenginliktir.
Türkiye Arab harflerinden Latin harflerine geçiş konusunda Mustafa Kemalin harf devrimine uydu. 1929 harf devrimi sırasında Mustafa Kemal bir yandan, ülkenin politik çehresini değiştirirken, diğer yandan dilini de değiştirdi ve dil ile yeni hayat birlikte koşmaya başladı, birlikte yol almaya başladı. Dolayısıyla çok kısa zamanda yeni alfabe de, Türk siyasal yaşamına, sosyal yaşamına girmiş oldu. Türk ulusu bu yeni değişime hızla entegre oldu. Bu bir bakıma çok iyi oldu. Ama bir bakıma da ,Türk kültürü Osmanlı kültürü, Arabça da saklı kaldı. Türkçeye dönemedi. Latin harflerine dönemedi yani Türklerin Latin harflerine geçmesi çok olumlu bir durumken o Türk kültürünün Türk arşivinin edebi değerlerinin de Arab harflerinde saklı kalması bugün ki Türkler için bir fakirlik yarattı. Bu bir talihsizlik oldu aslında keşke Arab alfabesi de korunabilseydi ve bugün o hazineden de istifade edilebilinseydi. Kürdler lehçeleri birleştirmek konusunda kendilerine bir problem çıkarmamaları gerekiyor yeni bir angarya çıkarmamaları gerekiyor bu çok önemli bir farklılaşmaya yol açmaz. Yani birden çok lehçe pek de zararlı sayılmaz.Ayrıca bu durum çok da önemli değildir, süreç içerisinde lehçelerarası bir yakınlaşama sağlanır.
Kürd Edebiyatın durumunu nasıl yorumlarsınız.? 
Kürdler çok yaygın bir coğrafyada yaşıyorlar ve farklı koşullarda hayatlarını sürdürdükleri için bir bütün halinde Kürd edebiyatının durumunu ele almak çok sıkıntılı çok zahmetli bir iş olur. Ama parça parça bunu ele alıp bir takım bilgiler verebiliriz. Şu ayrımı yapmadan geçemeyeceğim. Türkiye ve Suriye deki Kürdlerin durumu, ,İran ve Iraktaki Kürdlerin durumundan çok farklı. Çünkü Irak ve İran da hiçbir zaman Kürdçe yasaklanmadı. Dil özgür olduğu zaman edebiyatın gelişme şansı daha büyük olur. Suriye ve Türkiye de ise Kürdçe yasaklı olduğu için daha çok edebiyat sürgünde şekillendi. Dolayısıyla dil yasaklı olduğu için edebiyat gelişemedi. Bu büyük atlası parça parça ele alıp değerlendirmek gerek. Dediğim gibi Baban beyliği ve Erdelan Beyliği sırasında Kürd edebiyatı önemli bir gelişme kaydetmiştir. Bu beyliklerin hepsi kendi çatısı altında önemli şairler ve yazarlar bir araya getirmiştir. Örneğin Cizre Beyliği sırasında Ehmedi Xani, Melayé Cızıri, Feqiye Teyran gibi şairler varken, Baban beyliğinin çok önemli üç şairi, Nali ,Salim ve Kurdi nin Kürd edebiyatına çok büyük bir nefes kattıklarını söyleyebiliriz.
 UMUT ( HEVİ )
Eğer sevdan bir yağmursa
İşte altında duruyorum.
Eğer ateşse sevdan 
Bak ortasında duruyorum.
Ey ülkemin sevdası
Benim şiirim der ki ;
Yağmur ve ateş olduğu sürece Bende olurum.
Erdelan Beyliği döneminden gelen bir miras var. O dönem Kürd şairler, Havramani lehçesinden ve Germiyan yöresinde çok önemli şiirler yazdılar ve Kürd edebiyatının mihenk taşlarını oluşturdular. Edebiyatın önemli simaları arasındaydılar o şairler. Ama malasef Türkiye ve Süriyedeki Kürdler kendi dilleri asimilasyona uğrayıp unutulduğu için, örneğin Selim Berekat gibi çok önemli bir yazarımız olmasına rağmen Kürdçe yazamadı. Arabça yazdı .Türkiye’de de keza buna benzer çok yazar var. Biliyorum ki çoğu sürgünde yazmak zorunda kaldı.Bir çok edebiyatçı ve yazar, kötü koşullar ve baskılardan ötürü, Avrupa’ya kaçtı. Çeşitli koşullardan dolayı Türkçe yazdılar. Yılmaz Güney ve Yaşar Kemali biliyoruz. Kendileri Kürd olduklarını kabul ettikleri halde bütün eserleri Türkçedir. Ahmed Arif de bir Kürd şairdi fakat Türkçe yazmak zorunda kaldı. Çünkü Kürdçe yazamdı.Hem dil yasaklıyd, hem de dil unutturulmuştu.Bu durum bilinen bir gerçek.
Türkiye’dekilerle ilgili benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak bu durum onların hatası, ya da, kusuru değildir. Edebiyatın dili özgür olursa edebiyatın kendi de özgür olur. Yani hürriyet, edebiyat için çok önemli bir gerekliliktir. Bu yüzden ben Suriye ve Türkiye’deki Kürdleri kanatları kırılmış kartallara benzetiyorum.
Türkiye ve Suriyede, bazen dil üzerindeki baskılar geriliyor bir takım edebi ürünler ortaya çıkıyor aradan bir müddet geçiyor bir de bakıyorsunuz ki, o özgürlük yok oldu tekrar baskı dönemi başladı. Dolayısıyla çok ileri bir Kürd edebiyatından bahsetmek çok mümkün değil Türkiye ve Suriye Kürdleri bakımından. Ama İran ve Irak Kürdleri, bu bakımdan çok daha ileridirler. Çok daha şanslıdırlar.

Uzunca dönem, Avrupa da yaşadınız. Bir müddettir de, Kürd Federe Devletinde, Süleymaniyede yaşıyorsunuz. Artık Güneyde bir yerel yönetim var.Her iki yaşam tarzını karşılaştırdığınızda neler söyleyeb
ilirsiniz. Ne eksikleri var Süleymaniye deki yaşamın Avrupa’dakine kıyasla…? 
Çok sayıda Kürd Avrupa da yaşıyor ve bu Kürdlerin, kendi keyiflerinden oraya gitmediklerini, bir çok nedenden ötürü sürgün gitmek zorunda kaldıklarını biliyoruz.Bunların başında özellikle Iraklı Kürdler için Halepçe katliamı ve 1980 li yıllarda 180 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan Enfal geliyor.Bu katliamlardan sonra bir çok aydın ve düşünür Avrupaya gitmek durumunda kaldı.Günümüzün özgürleşme durumunda ise, ardan yıllar geçtikten sonra ancak,bir çoğu ülkelerine döndü. Avrupa da kendi dillerini koruyabilmek konusunda çok ciddi çabaları olmadı, olamazdı da. Bütün dünyanın ortak olarak benimsemiş olduğu gibi, diller konusunda oraya entegre olmaya çalıştılar, oradaki aydınlar ve yazarlar gibi. Fakat Avrupa’daki yaşam tarzına varabilmek için Kürdlerin daha çok şey yapması gerekiyor.Ülke bir kan gölünden henüz kurtulmuşken Avrupanın her hangi bir ülkesi ile kıyaslamak ve karşılaştırmak olanaksız.
Bütün dünyada milletlerin millet olarak varlıklarını tesis etmelerinde romanın çok büyük önemi var, Türkiyede de Türk romancılığı,1910’larda başlamış ve Türk ulusal mücadelesine çok önemli katkılarda bulunmuştu. Kürdler böyle bir süreçten geçtiler mi?
Bizde roman geleneği çok geç başladı. 1950 li yıllardan sonra,ancak roman yazımı başladı. Neden. ? Çünkü roman gelişkin bir edebi üründür. Teknoloji ve sanayi devrimiyle ilişkili bir türdür. Çünkü üretim ilişkilerinde bir yenileşmeyi öngörmektedir ve daha önemlisi kentleşmenin bir ürünüdür roman. Kentleşme ve şehirleşme olgusu da Kürdlerde çok geç başladığı için Kürd romanı biraz geridir ancak eğer roman sayılacaksa Cemil Saibin uzun hikaye şeklindeki 1920 de yazdığı eserini, ilk Kürd romanı sayabiliriz. Ancak roman olup olmadığını tartışabiliriz. Ama Jana Gel Kürd romanın başlangıcıdır. 1956 yılında İbrahim Ahmed tarafından yazılan bu eser, Kürd romanın başlangıcı olarak sayılabilir. Yani diyebiliriz ki ilk çağdaş Kürd romanı, Jana Gel dir. Hüsên Arif, Mehemed Mukri ve Mehmet Uzun, Abdulla Saraç ,önemli Kürd yazarlarıdır. Yeni ve modern bir süreçe damgasını vurup , ötekilerden çok farklı olarak, Kürd romanını yeni bir yüze, yeni bir çehreye kavuşturan, romanımızı ileri bir aşamaya sürükleyerek ileri götüren ilk Kürd romanı Êwara Perwanê dir. Bu roman Kürd romanında önemli bir konağın, önemli bir sürecin başlangıcıdır.Keza, Bexitiyar Eli, Köln de yaşıyor ve bu gün bu isim, çağdaş Kürd romanının en önemli simasıdır. Belki de çağdaş Kürd romanının bana göre babası Bextiyar Elidir.. Kırk yaşında olduğu halde inanılmaz bir yazma yeteneğine ve deneyimine sahiptir. Bugüne kadar dört tane roman yazdı. Ama Êwara Perwanê, çok önemli bir roman. Keza, Apdulla Saraçın, romanları da çok önemli romanlar.Ezizê Melayê Reş ile Selah Omer ve ötekiler de, çok önemli romancılardır kuşkusuz. Modern Kürd romanının çehresini değiştiren ve dünya standartlarına kavuşturan ilk roman olarak da, Êwara Perwanê yi saymalıyız. Bunu tekrar tekrar söylemekte sakınca yok.
Şiir konusunda ki görüşleriniz nelerdir Kürd şiiri ne durumda . Son dönem çağdaş Kürd şiirinin geldiği düzey konusunda neler söylersiniz. ?
Romana göre ve diğer edebi türlere göre Kürd şiiri çok ileri bir aşamada. Her döneme damgasını vuran önemli şairler oldu. Çok sayıda şair yetişti bu topraklarda ama, her döneme damgasını vuran o dönemi sembolize eden bazı şairler var. Mevlevi döneminde, Nali döneminde, Ehmedê Xani döneminde Kürd şiiri, çok önmeli aşamalar kaydetti Kürd şiirinin klasiık dokusunun yanı sıra bu gün artık çok sayıda genç şairi var. Kürd şiirinin çok daha eskiye dayanan bir geçmişi var, çok hızlı bir gelişme gösteriyor bizim şiirimiz.Bizim jenerasyonumuzdan sonra, özellikle çok hızla gelişiyor..Biraz bana yakın Ebdulla Peşêw, Latif Helemet gibi önemli Kürd şairleri var. Refik Sami de onlardan.Daha sonra da önemli bir kuşak, genç bir kuşak yetişti ve bunlar ümit vaad eden şairlerdir. Kürd şiiri adına önemli işler yapıyorlar. Bunların içinden özellikle üç isim, Cemal Xembar, Dilaver Qeredaği ve Kerim Deşti ön plana çıkıyor.Bu üç şair çok önmeli bir aşamaya getirdiler Kürd şiirini. Aslındas denilebilinir ki, son yirmi yılda önemli şairler yetişti. Bu süreçte hatırı sayılır genç kadın şair de, yetişti .dolayısıyla şiir bugünkü aşamada çok önemli bir yerde.

Kültür ve toplum ilişkisi nasıl yorumlanmalıdır. Ya da, kültürün toplumsal gelişim üzerindeki etkisi nasıldır.
Kültür hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Kültür ruh halinin yansımasıdır. Eğer kültürel gelişim olmazsa ruhun devinme şansı olmaz. Bu gün, Toplumların hızlı dönüşümünün en önemli aygıtı kültürdür.
Baban döneminin şairleri : NALİ, SALIM, KURDİ
Bu alandaki gelişmeler kültürel değerlerin, kültürel mirasın ve malzemelerin korunması, toplumsal hayatın idamesi ve zenginleşmesi bakımından çok önemlidir. Kültürel etkinlikler bu yüzden desteklenmeli ve hızlandırılmalıdır. Kültürel değerler de korunmalı ve toplumun yararına sunulmalıdır.
Her yıl İstanbul da düzenlenen Şiirİstanbul festivaline Şêrko Bêkes’in Kürd şiirini temsilen davet edilmesi kararlaştırıldı.Bu konuda neler söyleyeceksiniz. ?
Çok memnun oldum. Böyle etkinlikler ulusların birbirlerini tanımaları dillerin ve farklı şiirlerin birbirleriyle kaynaşması anlamına gelir. Ben eğer böyle bir teklif alırsam seve seve gelirim ve İstanbul da öteki, dünya şairleriyle birlikte, ben de kendi şiirlerimi okurum. Çok teşekkür ederim Festival komitesine. Eğer beni davet ederlerese bu daveti kırmayacağım .
EĞER
Eğer benim şiirimden
Gülü çıkarırlarsa
Yılımın bir mevsimi ölür,
Eğer şiirimden sevgiyi çıkarırlarsa
İki mevsimim ölür,
Eğer Ekmeği çıkarırlarsa
Üç mevsimim ölür,
Eğer Özgürlüğü çıkarırlarsa
Bütün yılım ölür, bende ölürüm 
yorum | | Devamı...

İsyan Demircileri

sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik
artık önümüz hep aydınlık.
yüreğimizden dünyaya
pahalı sevgiler ışıldıyor.

bir barış türküsüdür;
baharda açan çiçek
mavilikte uçan kuş
toprakta börtü böcek.

yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi
sıcak ve doyumsuz,
ümitli bir şey.

yaşamak, alın akı hürriyet.



İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *